Fotoğraftan Oyunlara, Oyunlardan Sanata ve Sinemaya...”
Yazar: Gizem Şimşek KayaA24, Atomic Monster, 21 Laps Entertainment, Chernin Entertainment, Oddfellows Pictures ile Phobos ortak yapımcılığında çekilen Backrooms filminin yönetmen koltuğunda Project 209 (2020-2021), Kane Pixels’ Attack on Titan Shorts (2021), Backrooms (2022-2025), The Oldest View (2023-2024), People Still Live Here (2025) gibi dizi ve mini dizilerin de yönetmenliğini yapmış olan, ayrıca 2022 Unnames Footage Festivali’nden Backrooms (Found Footage) (2022) adını taşıyan ve dizinin birinci sezonunun ilk bölümü de olan kısasıyla En İyi Kısa Film Ödülü ile dönen Kane Parsons oturuyor. Senaryosunu yönetmen Parsons ile Will Soodik’in birlikte kaleme aldıkları, görüntü yönetmenliğini Jeremy Cox’un üstlendiği, müzikleri yönetmen Parsons ile Edo Van Breemen tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Chiwetel Ejiofor, Renate Reinsve, Mark Duplass, Finn Bennett, Lukita Maxwell, Avan Jogia, Chelah Horsdal, Robert Bobroczkyi, Ember Ambrose, Krista Kosonen, Philip Granger, Katharine Isabelle gibi isimler bulunuyor.
A24
Filmin konusunu bir mobilya showroom'unun bodrum katında keşfedilen gizemli bir kapının ardından başlayan karanlık yolculuk oluşturuyor. Bu kapı, karakterleri sonu görünmeyen, devasa ve yaşayan bir organizma gibi davranan odalar labirentine sürükleyecektir. Gerçekliğin sınırlarının beklenmedik şekilde kırıldığı bir anda, bir grup insan kendini sonsuz gibi görünen, sarı tonların hâkim olduğu boş odalar ve koridorlardan oluşan tuhaf bir mekânda bulur. Bu yer, mantık kurallarının işlemediği ve yön duygusunun hızla kaybolduğu bir labirent gibidir. Zaman ilerledikçe ortamın yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da tehdit oluşturduğu anlaşılır. Kaçış yolu arayan karakterler, hem bu garip yapının sırlarını çözmeye hem de içeride var olduğu hissedilen tehlikeden kurtulmaya çalışacaklardır.
Backrooms Tam Olarak Nedir?
Her şey 2019 yılında popüler bir forum olan 4chan'da anonim bir kullanıcının, "rahatsız edici görüntüler" tanımlamasıyla ve kullanıcıların baktıkça bir şekilde "garip" hissettikleri bir başlık açarak dikkat çekici özelliklerden yoksun bej-sarı bir iç mekân ortamının fotoğrafını paylaşmasıyla başladı. Başka bir kullanıcı ise bu görüntüye "Dikkatli olmazsanız ve gerçeklikten yanlış alanlara kaçarsanız, Backrooms'ta kalırsınız; orada sadece eski nemli halının kokusu, mono-sarı tonlar, maksimum uğultulu floresan ışıklarının arka plandaki gürültüsü ve yaklaşık altı yüz milyon mil karelik rastgele bölünmüş boş odalar var. Yakınlarında bir şeyin dolaştığını duyarsan Tanrı seni korusun, çünkü o kesinlikle seni çoktan duymuş olacak." diyerek yanıt verdi. Sonrasında bir Reddit kullanıcısı, 4chan başlığının ekran görüntüsünü /r/greentext'e paylaştı; burada on binlerce görüntüleme aldı ve şehir efsanelerine ilham verdi. Ünlenen ve geniş çevrelere yayılan Backrooms böylelikle internette ün kazandı ve bu şehir efsanesi Twitter, TikTok ve diğer sosyal medya platformlarında yayılmaya başladı.
Backrooms popüler olduktan kısa bir süre sonra, hayranlar kendi yorumları ve hatta hikâyeleriyle kendi Backrooms tasarımlarını yapmaya başladılar. Bazılarında çeşitli canavarlar yer alıyordu. Bu bağlamda, Backrooms kolektif bir hikâye anlatımı hâline dönüştü. Efsaneyi başlatanlar ile hayran yapımı eserler arasındaki çizgiler bulanıklaşmaya ve herkesin katkıda bulunduğu bir tasarıma evrilmeye başladı. Bütün bu katılımcı anlatısının üstüne bir de efsanenin yaratıcısı ve Kane Pixels'in sahibi Kane Parsons’un Backrooms (2022-2025) adlı diziyi çekmesiyle birlikte bu arka odaların popülaritesi gözle görülür biçimde arttı. Hatta bir noktadan sonra öyle bir boyuta geldi ki fenomenleşen Escape the Backrooms, The Backrooms Game, Dreamcore, Liminalcore, Poolcore, The Complex: Found Footage, The Complex: Expedition gibi birçok oyuna dönüştü.
Oyun demişken geçtiğimiz aylarda ülkemizde de gösterime giren, yine bir oyun uyarlaması olan The Exit 8 (2025) filminin hikâye olarak olmasa bile oyun dinamiği bağlamında Backrooms’la fazlasıyla benzeştiği dikkatli gözlerden kaçmayacaktır.
Hızla Yükselen Trendimiz: İnternetten Yayılan Şehir Efsaneleri
10 Haziran 2009’da Something Awful forumunda ortaya çıkmış olan Slender Man, sinemaya birkaç kez uyarlanmış bir şehir efsanesi olarak bu trendi başlattı. Forum içeriği "paranormal resim oluşturma" mantığına dayanan bir Photoshop yarışmasıydı. Victor Surge takma ismini kullanan Eric Knudsen bu yarışmaya siyah kıyafet giyen, zayıf ve uzun bir grup hayali çocuğun iki siyah-beyaz resmiyle katıldı ve olanlar oldu! Her ne kadar önceki gönderiler fotoğraflardan oluşsa da sonrasında bir grup çocuğun kaçırılmasının şahitler tarafından ifade edildiği, karaktere "The Slender Man" adının verildiği ve “Gitmek istemedik, onları öldürmek istemedik, ama derin sessizlik ve uzayan kolları bizi hem korkuttu hem de rahatlattı.” yazısının iliştirildiği bir fotoğrafın altına “1983, fotoğraflayan bilinmiyor, öldüğü düşünülüyor.” yorumunun eklenmesiyle iş bir şehir efsanesine dönüştü. Bu efsane, nam-ı diğer The Slender Man, ilk olarak 2015 yılında Always Watching: A Marble Hornets Story adıyla James Moran tarafından sinemaya uyarlandı. Yerel bir haber ekibinin el konulmuş evlerde video kasetler bulmasını; kasetlerde The Operator adıyla bilinen yüzü olmayan figürün bir aileye musallat olduğunu görmesini ve kısa süre sonra ekibin bu figürün artık kendilerine musallat olduğunu anlamasını içeriyordu. Sonrasında ise 2018 yılında Sylvain White’ın yönettiği ve internet hikâyesine hayran olan bir grup arkadaşın, aralarından biri gizemli bir şekilde ortadan kaybolana değin onun aslında var olmadığını kanıtlamaya çalışmasını anlatan The Slender Man filmiyle tekrar beyaz perdeye yansıdı.
2010 yılında Creepypasta Wiki platformunda "OrangeSoda" rumuzlu bir kullanıcı tarafından paylaşıldıktan sonra internette hızla yayılarak gerçek bir tarihî olay gibi algılanan, 1940'larda Sovyetler Birliği'nde 5 siyasi mahkumun 15 gün boyunca uyanık tutucu gaz verilen bir odaya kapatıldığı ve 15 gün sonra vahşileşip kendilerini parçaladıkları iddiasını içeren Rus Uyku Deneyi efsanesi de birçok kez sinemaya uyarlandı. 2019 yılında Barry Andersson yönetmenliğinde The Soviet Sleep Experiment; 2020 yılında Birol Kurt yönetmenliğinde çekilen Deney ve 2022 yılında John Farrelly yönetmenliğinde çekilen The Sleep Experiment başta olmak üzere bu efsanenin birçok uyarlaması sinemada karşımıza çıktı.
2018 yapımı, Tony Wash tarafından yönetilen The Rake de 4chan sitesinde ortaya çıkan başka bir şehir efsanesinin sinema uyarlamasıydı. 2005 yılında anonim bir kullanıcının paylaştığı bir başlık ve canavar fikrinin yüklenmesiyle ortaya çıktı. Bu yüklenen canavarlardan özellikle bir tanesi öne çıkmayı başardı ve kullanıcı, yaratık hakkında daha fazla fikir içeren yeni bir gönderi oluşturdu. Böylelikle bir şehir efsanesi ortaya çıkmış oldu. Sonunda bu görsel The Rake adını aldı. Zaman geçtikçe hikâye ve mitos birçok değişikliğe uğradı. Rake ile ilgili ilk haberlerden biri Something Awful web sitesinde yayınlandı. 20 Temmuz 2006'da ise Horror Theater adlı serinin ilk hikâyesi olmayı başardı.
2023 yılında gösterime giren Dear David, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Sevgili David filmi ise çizgi roman sanatçısı Adam Ellis’in Twitter’da seri olarak paylaşmasından sonra viral olan bir şehir efsanesi olarak popülerleşmiş, 2019 yılında Trending Fear isimli 6 bölümlük bir mini dizi olarak da izleyicilerin karşısına çıktıktan sonra ise 2023 yılında John McPhail yönetmenliğinde çekilerek gösterime girmişti.
Gelelim Backrooms’a...
Öncelikle video oyunlarını sevdiyseniz, kısa ya da uzun yapılmış olan hayran filmlerini izlediyseniz sizi baştan uyarlamak gerekiyor: Bu filmi sevemeyeceksiniz... Bir mobilya mağazası işleten ancak bir ürün dahi satamayan, hayatı da yolunda gitmeyen Clark fazla elektrik faturaları gelmesi üzerine mağazasına bir elektrikçi çağırır. Sigorta kutusuna baktıklarında kapattıkları zaman herhangi bir değişikliğe sebep olmayan sigortalar olduğunu fark ederler. Konuyu rafa kaldıran Clark bir gece yine mağazasında uyurken (ah evet, Clark karısıyla yaşanan sorunlar sonrasında evden ayrılmıştır ve mağazada yatıp kalkmaktadır) ışıklar ansızın yanar. Bu duruma sinirlenen Clark alt kata inip sigortaları kapatır ancak bu sırada bir yerden ışık sızdığını fark eder. İşte böylelikle Backrooms’a açılan bir kapı bulmuş olur.
Mobilya mağazası da aslında Backrooms’a dair üretilen teorilerden besleniyor. Rohner's Home Furnishings adlı mobilya binasının yıkılması öncesi çekildiği düşünülen bu fotoğraf aynı zamanda IKEA benzeri mobilya mağazalarını da andırıyor. Bildiğiniz gibi onlar da labirent gibi planlanıyor ve her bir odacık başka mobilyaların sergilenmesi için dizayn ediliyor.
Oyunları ve kısa filmleri "found footage" mantığında olan hikâye, belli bir yere dek oynanan oyunlardan ve izlenen videolardan uzak, dış bir görüntü olarak karşımıza çıkıyor. İzleyicilerin uyarılması gereken konu tam da bu. Tamamen psikolojik bir altyapıyla oluşturulan bu yeni hikâyede yer yer found footage havası uyandıran ve oyun ile kısa filmlerin atmosferini yakalayan sahneler karşımıza çıksa da, onlardan ziyade Clark’ın travmalarına psikiyatristi eşliğinde odaklanıyor aynı zamanda psikiyatristin de travmalarının derinlerine iniyoruz. Yine oyun ve videolardan farklı olan bir yanı da sanki birkaç dakika önce terk edilmiş bir yerde değil de bir enstalasyon sergisindeymiş gibi hissetmenize neden olan ortam. “Hasta las Narices” (2004) ve “Crecimientos Artificiales” (2008) isimli dikkat çekici enstalasyonlarıyla tanınan Meksikalı sanatçı Ivan Puig (1975)’in eserlerine benzeyen yarısı içeride yarısı dışarıda kalmış olan sandalyeler, Rachel Whiteread’ın “Untitled Stairs” (2001) eserine benzeyen merdivenlere benzetebileceğiniz birçok unsur bu odalarda izleyicilerin karşısına çıkıyor. Enstalasyon eserlerinin bir kısmının toplumsal bellek ve hafızayı simgelediği, travmalara ve geçmişe yönelik duyguları ifade etmek için bir araç olduğu anımsandığında bu durum çok daha anlamlı hale geliyor. Üstelik oyunun bir sanat, sanatın da bir oyun, tüm bunların ise toplumun en küçük parçası olan insanların zihinleri ve bilinçlerinin olduğunu ustalıkla beyazperdeye yansıtıyor. Kolektif bilinç, hafıza, unuttuğumuz ama aslında bilinçlerimizdeki arka odalarda saklanan varlığından üst benliğimizin haberdar olmadığı her bir anının da sinilip yok olmadığını bizlere anlatmaya çalışıyor.
Sonuç olarak korku düzeyini yüksek tutmayan, travmaları ve hafızayı ana merkezine alarak psikolojik gerilim yapısını güçlendiren Backrooms; bu tarzı sevenler için sinemalarda deneyimlenmesi tavsiye edilebilecek, korku bekleyen ve Backrooms efsanesini oyun ile Youtube videolarından sevenlerin uzak durması gerektiği söylenebilecek bir gezi...