Saat Gibi İşleyen Bir Gerilim
Yazar: Onur KırşavoğluDaha önce "Hell or High Water" ve "Starred Up" gibi başarılı filmlere imza atan David Mackenzie imzalı "Relay" (Takip), izleyiciye bugünün etik açıdan bulanıklaşmış dünyasında kimlik, sadakat ve güç ilişkileri üzerine düşündüren bir gerilim sunuyor. Filmin ana karakteri Ash, “fixer” olarak tanımlanan, sızdırma yapan ya da şirketlerin karanlık ilişkilerini açığa çıkarma tehdidinde bulunan kişileri çıkarcı ve yozlaşmış şirketlerle köprülük yaparak korumaya çalışan gizemli biri ve Riz Ahmed kendisine hayat veriyor. Ash’in kimliği anonimdir. Gizliliğini korumak için iletişimini sağlamak üzere işitme engelliler için var olan telefon-relay sistemini kullanır. Ash’in yolu genç kadın Sarah Grant ile kesişir. Lily James’in canlandırdığı Sarah, şirketin genetiği değiştirilmiş buğday konusundaki sarsıcı raporuna sahiptir ve bu durumdan kurtulmak istemektedir. Hayatta kalabilmek için Ash’ten yardım ister. Ancak Ash’in katı kuralları, sarstığı dengeler ve beklenmedik durumlar onun hem kendi kurallarını sorgulamasına hem de daha önce dokunulmaz sandığı sınırlar dışında hareket etmesine neden olur. Filmde bu ikiliye Sam Worthington, Willa Fitzgerald, Jared Abrahamson, Pun Bandhu ve Eisa David eşlik ediyor.
.
"Relay", karanlık bir atmosferle başlıyor; Ticari güçlü gruplar, gözetleme ekipleri, sızdırılan belgeler ve kaçış yolları gibi unsurlar klasik bir casus-gerilim / whistleblower filmi ekseniyle ilerliyor ve daha birinci dakikadan gerilimi ve kedi fare oyunlarını sevenleri içine almayı başarıyor. David Mackenzie bunu yaparken, “kimlik gizliliği”, “etik sınırlar” ve “kişisel sorumluluk” gibi kavramları yalnızca aksiyonla değil karakterin içsel çatışmalarıyla örmeyi tercih ediyor. Ash karakteri, idealize whistleblower-destekçisi gibi görünmekle beraber, onun da insan olduğu, zaafları olduğu, geçmişinde yükleri olduğu açılımları film boyunca giderek belirginleşiyor. Bu sayede film sadece bir “şirket vs. birey” çatışması olmaktan çıkıyor, güven, ihanet, vicdan ve kurtuluş arayışı gibi daha derin temalara yöneliyor. Hatta, Ash büyük bir hata yapıyor ve müşterisine yakınlık kurma gibi bir yanlışa sürükleniyor. Bu da onu daha karmaşık bir yere götürüyor. Tüm bunlar olurken gerilim ve aksiyon bir an durmuyor, ne fazlasıyla ihtişamlı ve gereksiz, ne de seviye düşürecek kadar sarkık ve zayıf duruyor. Bu noktada film saat gibi tıkır tıkır işliyor ve en büyük gücünü buradan alıyor.
Sarah Grant karakteri, filmde “yardım bekleyen mağdur” klişesinin ötesine geçiyor; hem pasif rolü hem de aktivist/kaçak arasındaki geçiş halleriyle sürprizler barındırıyor. Bu durum, filmdeki güç dengesini de stabil tutmayı başarıyor. Ash’in kuralları, prosedürleri ne kadar önemsediği, ne kadar pragmatik adımlar attığı sık sık sorgulanıyor. Gözetleme ekibi – özellikle Dawson’ın liderliği – filmin antagonisti gibi görünse de film onları tek yönlü “kötü adam” olarak sunmuyor; şirket hileleri, kurumsal baskılar, yönetsel sorumluluğun yükü gibi unsurlar onların motivasyonlarını çok daha karmaşık hale getiriyor. İzleyici, Ash’le birlikte hem hayatta kalma yolculuğuna hem de vicdani sorgulamaya itiliyor. Bu da konsantrasyonu sürekli zinde tutmayı başarıyor.
Çekimlerin mekansal kullanımında ve kamera hareketlerinde yoğun gerilimi destekleyici bir atmosfer kuruluyor. Görüntü yönetmeni Giles Nuttgens’ın New York, Pittsburgh ve çevresindeki şehir dokularını kullanışı, soğuk renk paleti, gölgeli arka planlar ve ara sıra gelen yakın planlarla karakterlerin yalnızlığı, izlenmişlik hissi, tetikte olma halini estetik olarak destekliyor. Filmin zayıf noktalarından biri ise finaldeki ters köşelerin bazı izleyiciler için fazla yapay veya “hesaplanmış” hissi doğuracağı. Biçimsel anlamda çok iyi giden ve içerik olarak da nerede durduğunu bilen bir film için bazı tercihler fazla TV filmi statüsünde kalıyor.
"Relay", David Mackenzie’nin filmografisindeki gerilimi, karanlık atmosferi ve etik sorgulamaları içeren temaları yeni bir biçimde işlediği, izleyiciye hem düşündüren hem de eğlendiren bir iş. Whistleblower kültürü, kurumsal sorumluluk ve bireysel vicdan meseleleri günümüzde (özellikle filmin menşei ABD’de) çok güncel. Bu nedenle film sadece sinemaseverler için değil, toplumsal tartışmalar bakımından da önemli izler bırakıyor. Ash ve Sarah’ın ilişkisi, kimlik gizliliği arayışı ve adalet talebi, "Relay"i salt bir aksiyon / casus filmi olmaktan çıkarıp daha katmanlı bir psikolojik gerilime taşıyor. İzleyici belki finaldeki bazı sürprizlere karşı ve biraz zorlama eklenen 11 Eylül mesajları için hazırlıklı olmalı ama genel olarak film, türünün başarılı bir örneği olarak kabul edilebilir bir noktada duruyor. "Relay", iki saat boyunca her şeyden uzak, tıkır tıkır işleyen bir film klişesini yaşamak isteyenler için güzel bir tercih olarak salonlarda sizi bekliyor.
Onur KIRŞAVOĞLU