Senaryosunu da kaleme alan Philip Koch'un yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Brick"; gizemini sonuna kadar koruyan, bilim kurgu tarzdaki bir gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Aslında hiçbir alakası bulunmamasına karşın...
Sayısız miktardaki eleştirmenin, türünün efsanelerinden "Cube" (1997) ile ilişkilendirdiği...
Kapalı tek bir mekanda çekilerek...
İzleyicisiyle Netflix platformunda buluşturulan bu Alman filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Hamileliği esnasında düşük yapan karısı Olivia "Liv" (Ruby O. Fee) ile birlikte...
Dış cephesindeki yenilemenin yürütüldüğü binadaki dairelerden birisinde yaşayan...
Bilgisayar oyunu yazılımcısı Tim (Matthias Schweighöfer)...
***
Kafasını sıfırlama gerekçesiyle...
İstifa ederek işinden ayrılan Liv'in...
Orta karar bir karavana çevirdikleri minibüsleriyle...
Hayata devam ettikleri Hamburg'tan Paris'e seyahat edip...
***
Yepyeni bir başlangıcın yanı sıra...
Sabah kahvaltısını da...
Aynı isimli filmi de (2011) anımsatan, dünyaca ünlü Café de Flore'de yapma teklifini...
İşlerinin yoğunluğunu bahane ederek reddederken...
Liv'i de, ziyadesiyle üzmüş olur...
***
Böyle olunca da...
Her gün olduğu gibi Tim...
Ertesi sabah da, çalışmaya başlamak üzere saat 6:00'da uyandığında...
Giyinip kuşanıp, valizini de hazırlamış durumdaki Liv'in...
Geri de dönmemecesine...
Evi ve kendisini terk etmeye hazırlandığını görür...
***
Ama...
Kapıyı açıp...
Dışarıya çıkmaya yeltendiğinde de aynı Liv...
Değişik ebatlı tuğlalardan oluşturulmasına ilaveten...
Kapıyı tamamen kaplayarak örten...
Metalik ve manyetik özelliklere de sahip, simsiyah bir duvarla karşılaşır...
***
Ki...
Evin pencerelerinde de durum...
Birebir aynı vaziyettedir...
***
Yani...
Dört bir yanları...
Siyah tuğlalardan yapılma bir duvarla çevrilmiş olan Liv ile Tim...
Evlerinin içine hapsedilmiş bir halde bulmuşlardır kendilerini...
***
Üstelik...
Şebeke olmaması nedeniyle...
Cep telefonlarını kullanarak...
Dışarısıyla iletişime geçme imkanları da bulunmamaktayken...
***
Zaten...
Suların da kesik olduğu binadaki...
Tek çıkış yolları da şimdilik...
Duvarında gedik açabilecekleri...
Bitişik dairedeki komşuları, Ana (Salber Lee Williams) ile Marvin'in (Frederick Lau) yanlarına geçmekle sınırlıdır...
***
Derken...
Bir mimar olmasına ek olarak...
Binanın tarihini de bilen Liv'in aklına...
Binanın zeminine...
Oradan da kente açılan tünellere ulaşarak...
Kurtulma fikri gelir...
***
Ki...
Bunun için yapılması gereken ilk iş de...
Bir alt kattaki yaşlı Oswalt (Axel Werner) ile torunu Lea'nın (Sira-Anna Faal) dairelerine geçerek...
Aşağıya doğru...
Birer birer ilerlemek olurken...
***
Tüm hareketlerinin...
"Squid Game" ve "Big Bother" misali...
Kameralar aracılığıyla izlendiğini fark ederek...
Bütün bunları kurguladığından şüphelendikleri...
Binanın sahibi Harold Friedman'ın da (Alexander Beyer) dairesine de intikal ederler...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 34...
***
Binadaki komşulardan Yuri'nin de (Murathan Muslu) iddia ettiği şekilde...
Duvarın gerçekte, insanları doğal bir felaketten korumak mı...
Yoksa...
Bile isteye onları, hapsetmek gayesiyle mi inşa edildiğinin anlaşılacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; pek çok ters köşe sürprizi de bünyesinde barındıran, 65 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,