Hesabım
    Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,5
    Muhteşem
    Harry Potter ve Azkaban Tutsağı

    <b>Azkaban Tutsağı</b> ve Büyücülerin Muhteşem Dünyası

    Sibel Maksudyan
    Henüz bu tür şeylere alışık olmayan 'muggle' lara (büyücü olmayan normal insanlar) önemli hatırlatma: burada işler sizin dünyanızdaki gibi işlemez. Burada büyücüler, cadılar, asalar, iksirler, birbirinden garip yaratıklar (böcürt, pıtırkurt, hinzıpır...) ve tabii ki dünyanın en heyecanlı oyunu quidditch vardır. Bu yüzden yapılacak en güzel şey, 2 saat 15 dakika kadar ne olduğunuzu unutup, hayal ürünü olarak adlandırdıklarınızın tadını çıkarmaktır.



    Harry Potter serisi bir anlatıcıya ihtiyaç duysaydı, ben bazı yetişkinler (özellikle Küçük Prens'in yakındıkları gibi olanlardan) için bu açıklamanın yapılmasını oldukça uygun görürdüm. Tabii benim gibi kitapları çoktan okumuş, hararetle filmlerin gösterime girmesini bekleyenler için zaten ihtiyaç yok.

    Serinin her filmini hararetle beklesem de Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, beni ve tahminimce diğer birçok Harry Potter severi diğerlerinden daha fazla heyecanlandırmakta. Nedeni ise bu bölümün öncekilere göre çok daha fazla gerilimli (hatta korkunç desek abartmış olmayız) olması ve adeta bir polisiye roman mantığı ile, düğümleri çözüle çözüle, merakı sonuna kadar sürdürerek ilerlemesi.



    Gerçekten de bu bölümde merak ettiğimiz şeylerin sayısı oldukça fazla: Sirius Black'in Azkaban'dan nasıl kaçabildiği (kaçan ilk mahkum; oldukça da azılı bir suçlu) ve neden şimdi Harry'nin peşine düştüğü, Hermione'nin nasıl olup da saatleri çakışan birçok derse birden girebildiği, Profesör Snape'in yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Profesör Lupin hakkındaki şüpheleri, ruh emicilerin Harry'yi diğerlerine göre neden daha fazla etkilediği ve tabii Harry'nin gördüğü kocaman siyah bir köpek görünümündeki 'Ecel'!

    İşte filmin (aslında tabii kitabın) güzelliği de burada yatıyor. Çözülmesi gereken o kadar çok gizemli olay var ki, sonu gelene kadar yerinizde duramıyorsunuz. Küçük büyücülerimizin her an yeni bir sorunla karşılaşabileceklerini biliyor; ancak bu sorunla başedebilmek için ne tür büyücülük yöntemlerine başvuracaklarını tam olarak tahmin edemiyorsunuz.



    Tahmin edilemezlik bununla bitmiyor. Film boyunca kimin iyi kimin kötü olduğu konusunda da bir ikilem söz konusu. İlk olarak, Azkaban muhafızları oldukları için aslında sadece kötü suçluları etkilemeleri beklenen ruh emiciler, suçluluk ya da masumiyet kavramlarından ziyade, hayatın kendisine saldırmakta. Onlar için etraflarında herhangi bir canlının olması yeterli. İlk yaptıkları şey o canlının içindeki tüm iyilikleri çekip, almak oluyor. Vicdan ya da mantık sahibi değiller. Şimdi bunlar iyi muhafızlar mı?

    İkincisi, filmin sonunda büyük sırrını öğrendiğimiz Lupin, çok iyi bir öğretmen, karanlık sanatlardan gerçekten anlıyor (öncekilerin pek anladığı söylenemezdi) ve Harry'ye çok yardımı dokunan, ona adeta akıl hocalığı yapan biri. Peki büyük sırrı onu kötü biri mi yapmakta?

    Son olarak, Harry Potter serisinde salt kötü olarak gördüğümüz, zayıf yanlarından henüz haberdar olmadığımız (bebek Harry tarafından yenilgiye uğratılması dışında) tek insan Lord Voldemort. Onun en sadık hizmetkârı olduğu söylenen Sirius Black de yalnızca kötülük tarafından yönlendirilen bir insan mı? Onun da birtakım iyi yönleri olamaz mı?

    Bu ikilemlere düşmek, ergenlik çağına girmiş büyücü çocukların da normal çocuklar gibi bağımsızlık, ebeveyn yokluğu, kendi aralarında çekişme problemleri yaşayabildiklerini görmek, her tür acayip olayın gerçekleşebileceğine inanmak isteyenlerdenseniz Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı seveceksiniz demektir.

    Eğer bunlar yeterli değilse; size oldukça karanlık ve bir o kadar gotik görüntüleri öneririm. Cuaron, bu atmosferi sağlamak için bayağı uğraşmış, uğraştığına da cidden deymiş. Tabii özel efektler de görüntülerinin etkisini artırmış. Özellikle ruh emicilerin etrafta olduğu sahneler, onların, romanda ayrıntılarıyla tasvir edilen hayatsızlıklarını çok iyi yansıtmış.



    Kitabı okuyup, seven birçok kişi eminim filmin romanla uyumunu merak etmekte. Film, hâliyle, kitaba birebir uymamakta. Zaten bu yüzden uyarlama adını almakta. Benim, kitaptan farklı olarak aktarılan yerlerle ilgili sadece tek bir endişem var: o da kitabı okumayanların ya da çocukların, 'Çapulcu Haritası'ndaki kişiler ile ilgili bağlantıyı kuramama ihtimalleri. Belki de boşuna bir endişedir ya da yapımcılar bunu benden önce düşünmüştür ve sonraki filmlerde bir hatırlatma olacaktır. Farklı uyarlamanın getirdiği en hoş şey ise zamana dair kısır döngünün (kitapta yalnız bir örnek ile ifade edilirken) filmde üç tane örnek ile birden pekiştirilmesi olmuş.



    Yeni karakterleri canlandıran ünlü oyunculara gelince...Emma Thompson, oldukça garip ve komik bir tip olan Trelawney'e inanılmaz yakışmış. David Thewlis, benim hayalimdeki Lupin'den farklı olsa da, film esnasında karakteriyle gayet uyumlu gözüküyor. Ve tabii Sirius Black'te Gary Oldman'ı görmek fazlasıyla memnuniyet verici. Oldman hangi karakteri canlandırırsa canlandırsın, biliyorsunuz ki hakkıyla canlandıracak, karakterinde mutlaka ilginç birtakım yönler ve hakiki bir derinlik olacak.

    En iyisi boş vaktiniz olduğunda (boş vakit; çünkü aynı anda birçok yerde birden olamazsınız) bu filmi izleyin. Emin olun yaptığınız birçok 'muggle'ca şeyden daha zevkli gelecek.

    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top