21 Gram (Özgün adı:21 Grams), Alejandro González Iñárritunün yönetmenliğini yaptığı Oscara aday gösterilmiş dram filmi. Başrollerinde Sean Penn, Naomi Watts ve Benicio Del Toro vardır.
Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman aralığında geçen filmin konusu üç farklı insanın başına gelenleri konu almaktadır: Paul Rivers (Sean Penn) sigara bağımlısı olan, karısı zamanında kendisininden bebek beklemiş fakat ardından kürtaj yaptırmış şimdi ise tekrar ondan bebek isteyen bir matematik profesörüdür. Ancak şimdi ölümle yaşam arasında kalmış ve kalp nakli için beklemektedir ta ki ona uygun bir kalp bulunursa.
Cristina Peck (Naomi Watts) kocası ve iki çocuğu olan uyuşturucuyu bırakmış şimdi hayatına yol vermeye çalışan bir annedir. Çocukları da kocası da kendisini çok sevmektedir.
Jack Jordan (Benicio Del Toro) zamanında başı beladan kurtulmayan, uyuşturucu ve alkol kullanmış bir adamdır. Onunda iki çocuğu ve kendisini çok seven karısı vardır. Zaman zaman garip davranışlar sergilese de artık her şeyi düzeltmeye karar vermiş ve dindar bir insan olmuştur.
Bir gün Paul artık hayatta kalmaya dayanamazken, Jack Jordan işten atılır ve kendi doğum günüdür. Arabayı sürerken bir anda iki çocuk ve babaları önüne çıkar ve kendisi arabayı durduramaz, onlara çarpar. Ne yapacağını şaşıran Jack Jordan, ordan son sürat kaçar ama sonra büyük bir vicdan azabı duyar ve polislere teslim olur. Hayatında tam her şey doğruya gidecekken bu olay başına gelir. Çarptığı baba ve çocuklar ise Christinanın kocası ve çocukları idi. Üçü de hayatını kaybeder ve kocasının kalbi Paula takılır. Paul artık ilişkisine son noktayı koymuş, kendisine kalbini veren adamı araştırmaktadır. Hapishaneden avukat sayesinde çıkan Jack eve geldiğinde küçük oğlu tarafından pek hoş karşılanmaz, Christina tekrar uyuşturucuya başlar ve tanıştığı Paul Rivers ile çıkmaya başlar. Paul ile Jackin karşılaşmaları olacak gün ise artık karmakarışık işler daha da karışacaktır.
Film uyuşturucu, alkol, aşırı cinsellik, bazı konuşmalar ve kısa şiddetten dolayı 17 yaş ve üzeri yaş grubuna hitap etmektedir.
500 Days of Summerın tarzını sevenler bunu da sevecek. konu ve olayların gelişmeleri şahane, insan bir yandan karakterlerin hayatlarını çözmeye çalışırken bir yandan gerçeğinden ayırt edilemeyecek oyunculuklar karşısında adeta kendini filmin içinde hissediyor. Mulholland Dr.ı da çağrıştırıyor biraz
Evden uzakta geçen onca zaman sonra bu tarz bir filmi seyretmek insanı derinliklere götürebiliyor. Teknik olarak şöyle, senaryo olarak böyle.. beni ilgilendirmez...tek bildiğim eğer duygusal bir yapınız varsa ağlatan, özleten, sevginin tarifini yapmaya zorlayan bir yapıt.Eğer duygusal değilseniz; neden böyle olmadığınız konusunda sorgulatabilecek kadar...Sanatçıların emeğine sağlık, özellikle de Benicio tek kelimeyle gerçek, Sean yanında sönük kalmış.
tabii ki sinema sanatının bütün eserlerini görme imkanımız yok ama,en azından yaşımızın kapsadığı zaman dilimini göz önüne alarak söyleyebilirim ki,inarritu modern sinemanın en önemli,kendine has yönetmenlerinden biridir,ve bu 'kesişen hayatlar' diye adlandırabileceğimiz alt türün de bir numaralı temsilcisidir.21 grams diğer önemli eserleri (amores perros,babel) gibi yine izleyicinin zekasına güvenen,onu sadece oturup filmi izlemek yerine parçaları yerine oturtmaya zorlayan,olayı ona çözdürmeye çalışan ve son saniyeye kadar mantığı oyalayan bir yapıya sahip.bir kere sadece bu karışık kurgu bile filmin finalinde 'helal olsun' demenize neden olabiliyor.örneğin henüz 6.dakikadaki bir sahnenin,hem de saniyelik,önemsiz gibi görünen bir sahnenin,106.dakikada meğer ne anlama geldiğini,nedeninin ne olduğunu anlıyorsunuz.kendi adıma sinemanın ve yönetmenliğin,senaryonun olmazsa olmazlarından 'yaratıcılık' kelimesi,inarritu filmlerinde senaristi arriaganın da yardımıyla kesinlikle anlamını bulabiliyor.bu karmaşık kurgu size hissettirmesi gereken duyguları en iyi şekilde hissettiriyor,kalmanız gereken ikilemleri samimi ve tarafsız biçimde önünüze koyuyor ve sonuç olarak hikayeye anlam kazandıran,onun böyle izlenmesini gerektiren başlıca anahtar nokta oluyor.finale doğru iyice doruğa çıkıyor tabii ki film,kurgu da açılmaya başladıktan sonra.oyuncular hakkında da söylenebilecek tek şey 'mükemmel' oldukları.benicio del toro hariç jack jordan rolünü canlandırabilecek tek bir isim gelmiyor aklıma.her noktasıyla bütün oyuncular rolleri için biçilmiş kaftan.sean pennin ve naomi wattsın tek bir şey yapmadan sadece yakın çekimlerde bile ne kadar çok şey anlatabildiklerine şaşmamak elde değil.çok sağlam,izlenmesi gereken bir film usta yönetmenden,tek bir kusuru yok.ufacık bile.saatlerce ve sayfalarca övebilirim.
3 insanın ve ailelerinin trajik bir kaza sonucu hayatlarının kesişmesini, kazanın öncesini sonrasını anlatan bir dram filmi 21 Gram.Karakterlerin duyguları, psikolojileri çok iyi irdelenmiş.3 usta oyuncuyu bir arada görmek güzel.Usta işi bir senaryo.Neyse,zaten bilindik cümleler bunlar.Filmden bir replik yazarak yorumumu sonlandırayım.Anlatılmak istenen net bir şekilde belli olacaktır.Yine bir 4 yol kavşağında,Kopan, birleşen insanlar,Paramparça hayatlar, aşklar, duygular..Ölürken 21 gram kaybediliyormuş.Peki hayatta kalanın vicdan azabı kaç bin ton ?Küçük kızın gözüne değen bakışlarını ölçecekbirim sistemi var mı ?Ölürken bile istediği mavi ayakkabıları giyemez mi insan ?Hayat devam ediyor mu, yoksa hayatlar hayat devam ederken bitiyor mu?İşte bütün mesele bu...Kaç hayat yaşıyoruz?Kaç kez ölüyoruz?Ölüm anında 21 gram kaybettiğimiz söyleniyor?21 grama ne sığar?Ne kadarı kaybolur?21 gram ne zaman kaybolur?Ne kadarı onunla gider?Geriye ne kadarı kalır?21 gram? Beş madeni paranın ağırlığı, bir kuşun, bir çikolata parçasının?21 gram ne kadar çeker?Ne kadar?izlemenizi tavsiye ederim...benim 2. izleyişim..(10/10)
İlk izlediğinizde pekbirşey anlamıyorsunuz.İleri ve geri dönüşler kafanızı karıstırıp bağlantı kurmanızı zorlastırabılır.ben bu filmi yıllar once ızlemıstım sımdı tekrar seyrettim ve cok daha fazla keyıf aldım.Oldukca basarılı bır yapım.Bırcok kısı, hayat ve konu olmasına ve hepsını bırbırıne bır sekılde bağlamasına rağmen mantık hatası yok.11:14 filmini anımsatıyor ama ondan daha kalıtelı.
Bu filmi izledikten sonra yapılacak yorum bulmak o kadar zor ki!Bu filmi izleyin ve film biterken ki müziğe gözlerinizi kapatarak kendinizi verin...ölüm ,yasam, ask, özlem bütünü kavramlarınızı felç edebilir...
geçmiş zaman şimdiki zaman ve gelecek zamanda sizi götürüp getiren ruhunuza inecek güzel bir yapım..küçük bide hatırlatma bu filmin orjinal dvd si d&r da 5 ytl dir ben aldım sizde alın..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.