2026'nın İkinci Yarısında Vizyona Girecek En Heyecan Verici 7 Bilim Kurgu Filmi

"Project Hail Mary" gibi başyapıtların damga vurduğu 2026 yılı, senenin geri kalanında da sinemaseverleri büyülemeye hazırlanan iddialı bilim kurgu projelerine ev sahipliği yapıyor.

Warner Bros

2026 yılı, tüm dünyadaki izleyicileri etkileyen Project Hail Mary ile şimdiden tüm zamanların en iyi bilim kurgu filmlerinden birinin çıkışına tanıklık etti. Ayrıca Steven Spielberg'ün harika filmi Disclosure Day, Pixar'ın nefis bilim kurgusu Hoppers, Netflix'in Terminator ile Predator karışımı yapımı War Machine ve gerçekten muazzam bir iş olan Good Luck, Have Fun, Don't Die vizyona girdi; üstelik hala görmediğimiz çok film var.

Bilim kurgu türü, hem kamera önünde hem de arkasında inanılmaz yetenekleri kendine çekmeye devam ediyor. 2026'nın ikinci yarısında; bir başka eski bilim kurgu ustası Ridley Scott'ın dönüşünü, yeni bir ustanın sert bilim kurgu destanının üçüncü bölümünü, hem büyük serilerin yeni halkalarını hem de ilgi çekici özgün yapımlarla yaratıcı uyarlamaları göreceğiz. Herhangi bir filmin yılın en iyisi olma konusunda Project Hail Mary’yi tahtından indirip indiremeyeceği tartışmaya açık olsa da beklentiler yüksek ve kesinlikle en az birkaç güçlü aday bulunuyor.

Onslaught - 4 Eylül

A24

Son iki filminde yönünü Godzilla’ya çeviren Adam Wingard, Simon Barrett ve A24 ile çok daha küçük ölçekli bir proje için güçlerini birleştirmek adına devasa Kaiju savaşlarına ara veriyor. Onslaught, ironik bir şekilde toplumsal travmanın alegorik bir hikayesi (Godzilla filmleri, serinin kökenine rağmen pek de öyle değildi) ve övgü toplayan The Guest ile aynı evrende geçiyor. Oldukça politik bir yapıda olan ve şimdiden provokatif bir seçim olarak değerlendirilen film, bilim kurgu/korku karışımını bu bağlamda ele alarak ilgi çekici bir fikir sunuyor.

Man of Tomorrow’un yükselen yıldızı Adria Arjona, ailesini The Guest ile aynı kasabada bulunan genetiği değiştirilmiş süper askerlerden korumaya çalışan eski bir askeri canlandırıyor. Wingard'ın vazgeçilmez oyuncusu Dan Stevens farklı bir isimle geri dönerken, yönetmenin imzası haline gelen hiper-şiddet ve şaşırtıcı derinlik de filme eşlik ediyor. İlk tepkiler; Terminator ve Die Hard esintileriyle hem şiddet dozunun hem de eğlence faktörünün yüksek olduğunu vurguluyor. Dürüst olmak gerekirse bilim kurgu türü, Universal Soldier tarzı siborg kötü adamlar açısından bir süredir fazla sessizdi. Umuyoruz ki bu manevi devam filmi, The Guest’in koyduğu yüksek çıtanın hakkını verir. Şu ana kadarki tüm işaretler son derece umut verici.

Klara and The Sun - 23 Ekim

Sony

Taika Waititi’nin sinema dünyasındaki itibarı biraz tuhaf bir noktada. Çok başarılı filmlere (ve dizilere) imza atmış olsa da, Thor: Love & Thunder ile gelen aşırı özensizlik eleştirileri ve ardından Next Goal Wins ile devam etme kararı kişisel markasının parıltısını biraz söndürdü. Bu bağlamda Waititi’nin Nobel ödüllü Kazuo Ishiguro’nun başyapıtını uyarlayacak olması merak uyandırıyor. Hikaye kesinlikle sıra dışı ve Waititi en iyi performansını hep bu tarz işlerde ortaya koydu.

Klara and the Sun, yüksek riskli genetik mühendisliğinin yön verdiği yakın gelecekteki bir toplumda, yalnız gençlere arkadaşlık ve duygusal destek sağlamak üzere tasarlanmış bir "Yapay Arkadaş" olan Klara rolünde Jenna Ortega’yı ağırlıyor. Keşke bu durum komik derecede gerçek dışı bir bilim kurgu fantastik hikayesi olsaydı da Silikon Vadisi’nin bizler için hazırladığı korkunç bir gelecek simülasyonu olmasaydı... Filmlerdeki yapay zeka genellikle kötücül olmaya meyilliyken, Ishiguro’nun hikayesi bu teknolojiye bir tür varoluşsal korku ama aynı zamanda empati gerektiren bir mucize olarak yaklaşıyor. Bu, kılıç sallayan bir robot savaşı filmi değil; aksine varoluşun incelikleri üzerine düşünen ve umuyoruz ki Waititi’nin o ruh dolu tarzına geri dönmesini sağlayacak bir yapım.

Ray Gunn - 18 Aralık

Netflix

Brad Bird, henüz 1987’de Batteries Not Included’ın senaristlerinden biri olarak sektöre adım attığından beri pek çok bilim kurgu filmine imza attı. Ancak sinema tarihinin en kafa karıştırıcı durumlarından biri olarak, gişe başarıları yönettiği bilim kurgu projelerine her zaman aynı cömertlikle yaklaşmadı. The Iron Giant tartışmasız bir başyapıt olmasına rağmen gişede hüsrana uğradı; Tomorrowland ise haksız yere yanlış anlaşıldı ve yapım bütçesini ancak çıkarabildi. Neyse ki elinde The Incredibles evreni var.

Daha da iyisi, uzun süredir üzerinde çalıştığı tutku projesi Ray Gunn, Netflix’e geliyor ve bu sayede ne kadar harika olabileceğine dair odağı bozacak bir gişe beklentisi baskısı taşımıyor. Tomorrowland ve The Incredibles evreninde olduğu gibi Ray Gunn da retro-futurist bir hikayeye sahip ve yine bir animasyon. Film, 1940’ların noir dedektif temalarını, insanlarla uzaylıların bir arada yaşadığı futurist bir dünyayla harmanlamayı vaat ediyor. Proje, Bird ile Close Encounters of the Third Kind ve E.T. The Extra-Terrestrial filmlerinde imzasız senaristlik yapan Batteries Not Included’daki ortağı Matthew Robbins’in yeni bir iş birliği. Yani kaliteden ödün vermeyen bir ortaklık söz konusu.

Bird’ün hikaye anlatıcılığındaki başarısını Ray Gunn gibi hem özgün hem de tanıdık gelen bir projeye uygulamasını izlemek son derece heyecan verici. Comic Con’da gösterilen ilk yedi dakikaya gelen yorumlar da oldukça övgü doluydu.

The Dog Stars - 28 Ağustos

20th Century

Ridley Scott, bilim kurgu başyapıtı The Martian’ın hemen ardından gelen 2017 yapımı Alien: Covenant’tan bu yana bir bilim kurgu filmi çekmedi. Bu yüzden türün sınırlarına The Dog Stars ile dönmesinin büyük bir olay olduğunu söylemeye bile gerek yok. Peter Heller’ın övgü toplayan romanından uyarlanan hikaye; yıkıcı bir grip salgınının insan uygarlığını yok etmesinin ardından terk edilmiş bir hangarda hayata tutunmaya çalışan bir pilot, köpeği ve sert bir eski deniz piyadesini merkezine alıyor. Direksiyonda Scott olduğu için hikayenin güçlü bir ses getireceğini ve ana performansların harika olacağını zaten biliyoruz, ancak bu yapım tempo açısından farklı bir deneyim vaat ediyor.

The Dog Stars için gelen ilk tepkiler, bunu Scott’ın daha dingin bir işi olarak nitelendiriyor ve hem hikayenin hem de karakter gelişiminin etkileyici olduğunu doğruluyor. Başrollerde Jacob Elordi, Josh Brolin ve Margaret Qualley gibi isimler varken aksi zaten beklenemezdi. Kıyamet sonrası bilim kurgu hayranları daha çok kaba kuvvet uygulayan mutantlara veya zombi tehditlerine alışkın olabilir; ancak Scott’ın distopyası (ve elbette ondan önce Heller’ın yarattığı evren) ustanın dokunuşunu vaat eden farklı bir tür.

Godzilla Minus Zero

Toho Studios

2023 yılında Takashi Yamazaki, Godzilla Minus One ile çıtayı göz korkutucu bir yüksekliğe koydu; canavar filmleri için hem ezber bozan hem de son derece tanıdık bir iş çıkardı. Minus One, bir Godzilla filminin özünde ne olması gerektiğini bildiğinizde dokuz haneli dev Hollywood bütçelerine ihtiyacınız olmadığını kanıtladı. Savaş sonrası Japonya’daki travmanın bir alegorisine dönüşen Minus One, yüzyılın en heyecan verici filmlerinden biriydi.

Oscar ödüllü selefinin ardından gelen Godzilla Minus Zero, Toho’nun ayakları yere basan ve karakter odaklı yaklaşımını sürdürmeyi vaat ediyor. Yamazaki; senaryo, yönetmenlik ve görsel efekt süpervizörlüğüyle üçlü bir güç olarak geri dönüyor ki bu bile bazı hayranların devam filmine bilet alması için yeterli. Bilim kurgu tutkunları için, eğer film ilkinin başarısına ulaşabilirse, içi boş CGI gösterilerine ve tektipleşmiş evren kurma çabalarına karşı harika bir panzehir elde edeceğiz. Shikishima ailesinin hikayesinin devam edeceği ve 1949’da yeni bir "felaketin" yaşanacağı sözü dışında olay örgüsü hakkında henüz fazla bir şey bilinmiyor. Ancak daha fazla nefes kesici canavar aksiyonu kesinlikle garanti. İlk filmi sevdiyseniz muhtemelen biletinizi şimdiden ayırmışsınızdır. Sevmediyseniz de muhtemelen filmi izlememişsinizdir.

Dune: Part Three - 18 Aralık

Warner Bros.

Saf kalite açısından konuşacak olursak, Denis Villeneuve’ün Dune: Messiah uyarlaması olan üçüncü Dune filmi, beklenti sıralamalarının çoğunda açık ara öne çıkacaktır. İlk filmden yaklaşık 300 milyon dolar daha fazla kazanarak büyük başarı yakalayan ikinci film gibi performans gösterirse, Dune: Part Three'nin yaklaşık 1 milyar dolar hasılat elde ettiğini görebiliriz.

Ancak kaliteyi sadece para belirlemez. Villeneuve’ün ilk iki filmde sergilediği sert bilim kurgu evren inşası, üçlemenin finalinin muazzam olacağının en büyük kanıtı. Genellikle mesih temalı seçilmiş kişi bilim kurgu hikayeleri belirli bir kalıbı takip eder; ancak Dune: Part Three ilk günden beri bu ezberi bozacağını açıkça gösterdi. Aynı zengin mitoloji, aynı politik derinlik ve aynı inanılmaz oyuncu kadrosu mevcut. Bu günlerde tek başına bir kalite garantisi sayılan Robert Pattinson’ın katılımı da cabası. Filmi sesini tamamen kapatıp izleseniz bile Villeneuve’ün nefes kesici görselliği tek başına muazzam bir seyir zevki sunacaktır.

Avengers: Doomsday - 18 Aralık

Marvel

Bir çizgi roman uyarlaması olduğu düşünüldüğünde, Avengers: Doomsday’in saf bir bilim kurgu olarak sınıflandırılması konusunda şüphesiz bazı tartışmalar olacaktır. Beşinci Avengers filmi, bağımsız bir hikaye olarak Spider-Man: Brand New Day’in yakaladığı başarının ardından, Marvel’a Multiverse Saga boyunca en çok parayı kazandıran formüle geri dönüyor. Büyük isimlerin canlandırdığı karakterler, gizemli cameo’lar ve nostalji bu filme hakim olacak. Pek çok hayranın böylesine heyecanlı olmasının nedeni de tam olarak bu. Aynı zamanda pek çok eleştirmenin şimdiden rahatsız olmasının sebebi de...

Birçok MCU filminde olduğu gibi; hikaye, paralellik gösteren ve çarpışan evrenleri, varyantları, tekno-büyüyü kapsayan yüksek konseptli bir bilim kurgu. Yapım, ayrıca Robert Downey Jr.’ın geri dönüşü ile göz kamaştırıcı derecede iyi bir oyuncu kadrosu gibi devasa kozlara sahip. Eğer Russoların hedeflediği şeyi başarıp Avengers: Endgame’i aşabilirse, hiç şüphe yok ki yılın en büyük bilim kurgu filmi olacaktır.

İdil Hazal Acar
İdil Hazal Acar
-İçerik Editörü
Sanat filmleri ithal ederek başladığı kariyerinde, farklı formatlarda sinema içerikleri üretmeyi sürdürüyor. ODTÜ’de aldığı Felsefe eğitimini; romancı, eleştirmen ve senarist kimlikleriyle harmanlayarak gişe rekortmeni filmler ve festival seçkileri arasında aynı tükenmeyen merakla mekik dokuyor.
Benzer Haberler