Putin’e açılan yollar!
Yazar: Banu BozdemirThe Wizard Of The Kremlin / Kremlin Büyücüsü’nü gençken keşfedip çok sevdiğim Rus yazar Yevgeni Zamyatin’in ‘Biz’ romanı yol göstericiliğinde izleyeceğimizi zannedip heyecanlandım ama filmin farklı yollara saptığını söylemek mümkün. Belki de Putin’in anti ütopyasına sahip çıkarak, oradan bakmış olabilir meseleye. Roman aslında tüm totaliter rejimlere uyarlanabilecek, tek merkezden yönetilen sistemleri anlatıyor. Belki de Kremlin Büyücüsü bu distopyayı yeterince etkili işlemediği için ‘Biz’ etkisi kayboluyor. Elbette bireylerin manipüle edildiği anlar, sistemin uyguladığı baskılar bu romanı film içerisinde işler kılıyor ama etkisi o denli baskın olamıyor. Sadece Rus yazar olduğu için de anılmış olabilir!
Aslında filmin odağı Putin değil, Putin’in başdanışmanı olan Vadim Baranov’la (Paul Dano) ilgili daha çok. Film bizi izlediklerimizin kurgu olduğu iddiasıyla baş başa bırakıyor, hatta Baranov kurgusal bir karakter ama bu onun 2000’lerde Putin’e danışmanlık yapan Vladislav Surkov’a benzediği gerçeğini değiştirmiyor.
Venice Film Festival
Film Giuliano da Empoli’nin çok satan romanından uyarlama ve yoğun bir konuşma atmosferi barındırıyor, zaten politikacıların hayatlarını anlatan filmler biraz da böyle geveze değil midir? Senaryoda yönetmen Olivier Assayas ile gazeteci ve yazar Emmanuel Carrère imzası var.
Olay örgüsü, 1990'larda hasta başkan Boris Yeltsin'in düşüşünü ve bürokratların Vladimir Putin’i başbakan olarak atamasını konu alıyor. Tabii biz bunları Baranov’un ağzından anlatılan bir hikaye olarak izliyoruz. Şöyle ki Amerikalı gazeteci ve akademisyen Lawrence Rowland’ı Putin’in hizmetinden ayrıldıktan sonra ziyaret eden Baranov’un gözünden, 1990’ların başında başlayan ve Putin’in yükselişine kadar devam eden bir akışın içinde buluyoruz kendimizi.
Burada bir parantez açarsak, Jude Law Vladimir Putin’e gayet hakikatli hatta ürkütücü şekilde hayat veriyor. Ancak Paul Dano’nun canlandırdığı baş karakter olan Baranov çok tekdüze kalıyor. Yani bu karakterin filminin neden çekildiğini, Putin’in yükselişine ve döneme ne gibi bir katkısı olduğunu anlamakta zorlanıyoruz.
Baranov bir bürokratın oğlu, komünizm çökünce daha önce yasaklanmış özgürlüklerin içine dalış yapan ve bunların tadını çıkaran biri. Müzik, şiir, içki ve sarhoş edici unsurların içinde yuvarlanırken, yolu tiyatro yapan bir grupla kesişiyor, Ksenia’ya aşık oluyor, bohem hayatın içinde tiyatro yönetmeni oluyor, kız arkadaşını nur topu gibi filizlenen ayrıcalıklı bir sınıfın içindeki yeni ve zengin arkadaşı Dimitri’ye kaptırıyor. Baranov hırslı değil, aksine rahat ilerliyor bu yeni düzen içinde ve gevezeliğinin nimetlerini kullanmak için senaryo ona özel bir alan açmış gibi. Film bir yandan öğreti filmi olmaya çabalarken bir yandan da Olivier Assayas’ın benimsediği Hollywood kalıplarına ayak uydurmaya çalışıyor, o yüzden tempo ve odak sorunu yaşıyoruz. Diyalogların İngilizce olması da izleyicinin filmle kurması muhtemel bir inancı ve bağı da yok eden bir unsur.
Bir de o kadar fazla konuya el atarak Putin’i tanımlama savaşına dönüşüyor ki, başımız dönüyor ve elimizde tutarlı ve tatmin edici bir argüman kalmıyor. Putin’i kurnaz bir diktatör olarak gösteriyor tamam ama bu iktidar ve hırs savaşı bu kadar hızlı bir şekilde geçmemeliydi önümüzden. Buna rağmen eksik kısımlar var. Örneğin Gorbaçov’u deviren, Putin’in kontrolü ele almasının yolunu açan Ağustos 1991 darbesi gibi bir önemli bir olay yok.
Yine de filmi götüren unsur Law’ın mesafeli ve etkili oyunculuğu oluyor. Filmin Putin’i derinlikli anlatmak gibi bir derdi yok zaten ama yine de o gücü hakkıyla veren bir oyuncuyla karşılaşmak iyi geliyor. Ama Dano’nun karakteri bir gazeteciye kendi rolünü, misyonunu anlatacak kadar ne tam teşekküllü ne bir güç simsarı ne de 'emekli oldum hayatımı filme çekin' diyecek kadar derinlikli ve yaratıcı... Film, bu cansız ve sihirli olmayan akışta yine de kendini izlettiriyor. Belki bir şeyler kaparım ya da kaçırmamam lazım bakış açısıyla pür dikkat izliyoruz ama bu karmaşık anlatının yoruculuğu altında ilgimizi de diri tutamadığımızı söylemek isterim.