Stephan Hawking'in hikâyesinden esinlenerek, uyarlanarak çekilmiş korku-gerilim-gizem tarzında bir çok gerilimi hissettirmesi bakımından o kategoriye konulabilir. Stephan Hawking'in yaratıcılığını ve orijinal konusunu görmemiz bakımından sıra dışı bir film olarak gördüm, en çok beğendiğim yanı ses patlamalarıydı. Gerilimin yükseldiği anlarda aniden gelen ses patlamaları, atmosferi güçlendiren, merak ögesini yükselten bir durum yaratmış . Ses patlamalarında, görüntünün de otel odasının içinde hızlanması, kahramanın odanın içine hızlı hareketleriyle uyumlandırılması önemli bir detay.
Görüntü yönetmenliğini de oldukça başarılı buldum. Dolphin Oteli'nin modern mimarisiyle birlikte, odanın içindeki eskimeye yüz tutmuş dekoratif yapısı korku filmi ambiyansı için güzeldi. Otelin iç ve dış mimarisiyle, film renkleri ve geçişlerindeki renk unsurları gayet iyiydi. Filmde 2 oyuncu üzerine temellenmiş bir film de olsa bu bir eksiklik oluşturmamış. Mike Enslin karakterine can veren John Cusack'in oyunculuğu bunda oldukça etkili olmuş diyebilirim. Yazarın kibirli, egoist, inançsız, saplantılı, arayış içinde olan yapısını güzel karakterize etmiş. Kahramanımız temelde hayaletlerin gerçek olmasını isteyen bir yapıda çünkü kızının başka bir formda da olsa yaşadığına şahit olacak ama mantıksal yapısı bu tip şeylerin saçmalık olduğunu gören bir yapı. Kendi çelişkili ve iç huzurunu kaybetmiş yapısını anlatmak kolay değildi ama Cusack bunu iyi gerçekleştirmiş diyebilirim. Filmde boyut geçişleri iyi oluşturulmuş. Filmin 2 tane farklı sonu varmş, benim izlediğim Enslin'in kendisiyle birlikte oteli yakarak işi sonlandırdığı diğer kurtulduğu ve karısınınn ses kaydını dinlediği finalde alternatif olarak güzel bir finalmiş. Filmde psikolojik faktörler de var. Mike Enslin'in babasından af dilemesi, kızının ölümünü kabullenmesi, karısıyla kopan bağının tekrar düzelmeye gitmesi gibi karakterin gelişimini ve hayat hikayesine değinmesi yönüyle güzeldi. Bunları flashback olarak değildi, odanın gösterdiği halüsinasyon olarak görmemiz de farklı bir teknik olması bakımından iyiydi. Kahramanımız hangi son olursa olsun öldüğü son da olsa aradığını bularak ölüyor. Aradığı hayalet hikâyelerinin aslına ulaşıyor ve asıl aradığı kızının temelde ölmediği başka bir formda yaşadığı gerçeğine ulaşıyor.Şu denebilir işte hepsi halüsinasyondu falan diye ama değil.Çünkü Otel Müdürü Gerald Olin ses kaydının dinlediğinde kızın sesini duyunca şaşırıyor, diğer sonda zaten karısı kızın sesini duyunca poşetleri düşürüyor. Dİkkatli izlenince ayrıntılarla dolu olduğunu görebiliyorsunuz. Gayet başarılı, hak ettiği değeri tam görememiş bir film olarak görüyorum.