Hesabım
    Hayattan Korkma
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    3,5
    İyi
    Hayattan Korkma

    Hayattan Korkmayanlar!

    Yazar: Ali Ercivan
    Televizyon kökenli Berrin Dağçınar'ın ilk sinema filmi Hayattan Korkma, bir formül işi. Bir kasabada, hasta bir çocuğun tedavisini sağlamak için elele verip mücadele eden bir grup insanın kâh güldüren kâh ağlatan öykülerini anlatmayı amaçlıyor. Bu, özellikle bizim insanımızın, kolaylıkla bağ kurabileceği bir şablon. Altına yerleştirilen politik zemin de öyküye sağlam bir iskelet sağlıyor. Peki, nedir bu politik zemin dediğim ve kanımca Hayattan Korkma'yı basbayağı politik bir filme dönüştüren?

    Berrin Dağçınar'ın filmi, kapitalizme karşı sosyalist bir alternatifin tarafında duruyor. Hayatlarını sadece kendi ürettikleriyle yetinerek idame ettiren bir grup küçük esnaf, içlerinden birinin giderek görme yetisini kaybeden çocuğunu ameliyat ettirecek parayı bulmaya soyunuyorlar. Fakat bunu da her adımda mevcut kapitalist sisteme alet olmadan, tamamen imece usulü bir düzen üzerinden sürdürüyorlar.



    Tabii, nihayetinde yine de imdatlarına bir marka olma şansının, bir para babasının yetişmesi, gözardı edilemeyecek bir çelişki. Ama onlar yine de kendileri olmaktan vazgeçmiyor, kendi alıştıkları düzenleri dışında bir çaba göstermiyorlar.

    Yeni bir şey söylemese bile, bu elbette hoş bir çatı ve tüm zaaflarına rağmen filmi kayda değer bir perspektife oturtuyor. Ama işin siyasi duruş dışındaki niteliklerine dair aynı derecede olumlu yorumlar yapamayacağım.

    Her şeyden önce, bu sosyalist tavır uğruna, yönetmenin karakterlerini saflık düzeyinde naif bir şekilde çizmiş olmasını can sıkıcı buluyorum. Bugün, kırk küsur milyar gibi yüksek ama astronomik olmayan bir meblağa mal olacak bir ameliyat için para bulma telaşına giren herhangi bir ailenin ilk yapmayı düşüneceği şey, banka kredisi almanın yollarını aramaktır sanırım. Her gören esnafın haklı olarak kahkahalarla güleceği çocukça poşetler içinde peynir ekmek satmak değil. Hele ki çevrelerinde, ekonomi okuyan kız arkadaşıyla boy gösteren, kent soylu olma heveslisi bir üniversite öğrencisi akıl hocalığı yaparken.

    Bu insanların tasvir ediliş şekillerinde yönetmen Berrin Dağçınar ne yazık ki naifliğin sanattaki tehlikeli sınırlarını fazlasıyla geçiyor. Karakterleri ve aksiyonu gerçekçi olmayan bir filme dönüşüyor Hayattan Korkma. Keza bu karakterlerin ve onları canlandıran oyuncuların da filmin bütününde gerçek insanlardan ziyade film insanları gibi hareket ettiğini, film karakterleri gibi tepkiler verdiğini söylemek gerek. Filmin o yoğun ağlatma çabası özellikle bu yapmacıklı oyunculuklarda hissettiriyor kendini.



    Hayattan Korkma'yı salt bir sosyalizm masalı olarak görmeyeceksek, karşımızda seyircisinin duygularını manipüle edeceğini düşündüğü her anı ve her aracı olabildiğine sömüren bir yapıt bulunduğunu da görmemiz gerek. Ve söz konusu siyasi söyleminde samimi görsem de bu filmi, öyküleme biçiminde aynı samimiyeti bulamıyorum.

    İlk Aşk ya da Güle Güle gibi yakın dönem filmlerinden hiç farkı olmayan ve kendi karakterini oluşturmayan sinema dili, görsel dokusu da zaten kolay bir gişe aracı olmayı amaçladığını belli ediyor Hayattan Korkma'nın. Her türlü televizyon dizisi klişesini barındıran karakterleri, en ufak fırsatta hazır ağlak yüz ifadelerini ceplerinden çıkarıp yüzlerine geçiren aktörleri ve filmin duygusal yükünü gözümüze gözümüze sokan şarkılarıyla, samimiymiş gibi yaptıkça samimiyetsizleşen bir film karşımızdaki. Yarım yamalak işlenmiş, filmin özüyle bütünleşemeyen türlü yan öyküleri de cabası.

    Böyle bir filmin Türkiye'de izleyici olarak şüphesiz belli bir karşılığı vardır ve muhtemelen, o izleyici kitlesi içinden, bu yorumlarımdan sonra bana mail vb. yoluyla sayıp sövecek bir iki tanesi yine çıkacaktır. Ama seyircisinin duygularını bu derece zoraki yöntemlerle sömürmeye çalışan her filme karşı benim vereceğim tepki aynıdır. Hayattan Korkma, siyasi duruşuna -tüm naifliğine rağmen- sempatiyle baktığım ama bir sinema eseri olarak tahammül göstermekte zorlandığım türde bir yapımdır. Yine de en azından, sinemamızda gitgide daha önemli bir karakter oyuncusu olarak dikkat çeken Hakan Boyav'ın başarılı performansını filmin bir artısı olarak gösterebilirim.
    Daha Fazlasını Göster

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top