MCU’nun En Mutlu Ailesi… Ama Bu Gerçekten Umurumuzda Mı?
Yazar: İdil Hazal AcarBeşincide keramet var mıdır dersiniz? Bana kalırsa yokmuş. Çünkü eğer olsaydı Marvel artık dördüncü defa filmini çekmekte olduğu bir süper kahraman topluluğuyla turnayı gözünden vurur, hayranları memnun etmeyi başarırdı. Ama “Fantastic Four: First Steps”, (önceki denemelere kıyasla daha potansiyelli dursa da) 6. Faz için zayıf bir açılış filmi.
Marvel
“Fantastic Four”, çizgi romanlardan uyarlanan bir süper kahraman filmi olarak hayatlarımıza ilk olarak 1994 yılında giriyor. Çok düşük bütçeli bu filmin yapılabilmesi, Constantin Film’in Fantastic Four haklarını Marvel’dan satın almasıyla mümkün olmuştu. Bu film resmi olarak hiçbir zaman gösterime giremedi. Yine de Marvel’ın önünde franchise’ı sürdürebilmek için büyük bir engel olduğundan, filmin negatifi için ödeme yapıp bu ilk denemeyi satın aldılar ve tozlu bir depoya kaldırdılar. Böylece genetik değişime uğrayan astronotlar, yeni evleri 20th Century Fox'ta yepyeni iki filme kavuştu: Tim Story imzalı "Fantastic Four" (2005) ve "Fantastic Four: Rise of the Silver Surfer" (2007). Bu seride başroller Ioan Gruffudd, Jessica Alba, Michael Chiklis, Julian McMahon ve şaşırtıcı ama yıllarca Captain America olarak tanıdığımız Chris Evans’a aitti. Fakat gişede yaşanan hayal kırıklığıyla Fox serinin ipini çekti ve üçüncü bir Fantastic Four filmi ihtimali rafa kalktı.
2015 yılında, Marvel Comics’in Disney’e satılmasının öncesinde, 20th Century Fox bu seriye yeni oyuncular ve yeni bir hikayeyle tekrar şans vermek istedi. Ne var ki başrollerde Miles Teller, Kate Mara, Michael B. Jordan, Jamie Bell ve Toby Kebbell’ın yer aldığı bu versiyon da gişede hüsran ve olumsuz eleştirilerle karşılaştı. Öyle ki hala süper kahraman filmleri arasında en sevilmeyen filmlerden biridir. Dolayısıyla biz hayranlar, 2025 yılına geldiğimizde tertemiz bir sayfa açmak istesek de, seriyle olan travmatik geçmişimizden ötürü şüphelerimizi bir kenara bırakamadık. Fakat bu sefer bir güvencemiz vardı. Yıllarca Iron Man olarak hizmet veren Robert Downey Jr., Thanos’la mücadelesinin ardından beyazperdeden çekilmişken; beklenmedik bir şekilde Dr. Doom rolünde, Marvel’ın azılı kötülerinden birini oynamak üzere geri döndü. Dr. Doom, 6. Faz’ın ilk Avengers filmi olan “Avengers: Doomsday” filminin antagonisti olduğundan ve tarih sahnesine ilk çıkışı da The Fantastic Four çizgi romanının 5. Sayısı olduğundan, bu fazı sırtlayacak ve bu kötüyle çarpışacak esas kahramanların da Fantastic Four ailesi olduğu ortaya çıktı. Nitekim fazın açılışı da yeni “Fantastic Four: First Steps” filmiyle oldu. Artık istesek de istemesek de bu mutlu aileyi sahiplenmek zorundayız.
1960’ların retro-fütüristik ortamında ama çoklu evrenler içindeki bir Earth 828’de geçen “The Fantastic Four: First Steps”, "WandaVision"la tanıdığımız yönetmen Matt Shakman’ın takdir edilesi görsel vizyonuyla açılıyor ve yaptıkları bir uzay yolculuğunda kozmik ışınların etkisiyle güç kazanmalarının dört yıl ardından, artık ünlü olmuş olan Fantastic Four'u merkezine alıyor: Elastik dahi doktor Reed Richards’ı Pedro Pascal; görünmezlik ve kuvvet alanı yeteneklerine sahip Sue Storm’u Vanessa Kirby; Sue’nun kardeşi, ateş saçan asi Johnny Storm’u Joseph Quinn ve Reed’in en iyi arkadaşı, kaya devi “The Thing” Ben Grimm’i ise Ebon Moss-Bachrach canlandırıyor. Bu dörtlü kazandıkları güçlerinin ardından sürekli saldırıya uğrayan dünyanın yeni kahramanları olmuşlar ve halk nezdinde büyük popülerlik kazanmışlardır. Sue’nun hamile olduğu haberi, Baxter Kulesi’nde hep birlikte mutlulukla yaşayan ailenin gündemine oturur. Reed endişelidir, zira bebeğin de annesinin genetik mutasyonundan etkileneceğini ve tıpkı kendileri gibi bir deformasyon, daha da kötüsü gizli bir güce sahip olabileceğini düşünür. Sue’nun hamileliği boyunca yaptığı testlerden hiçbir olumsuz sonuç alamasa da içi içini yemektedir. Tam da bugünlerde dünyaya inen Silver Surfer (Julia Garner), dünyanın korkunç Galactus’un yeni hedefi olduğunu, açlığı asla bitmeyen bu tanrısal yaratığın beslenmek için seçtiği gezegenin dünya olduğunu ve çok yakında gezegenin yok edileceğini tüm insanlığa bildirir. Herkesin umudu bir kez daha Fantastic Four'dadır. Ekipçe oturup Galactus’un gelmesini beklemek yerine, uzay araçlarına atlayarak kendileri Galactus’u bularak ikna etmeye giderler. Fakat bu görüşmeleri beklenmedik bir yönde gelişir: Galactus’un dünyadan vazgeçmek karşılığında istediği şey Sue’nun karnındaki doğmamış bebektir. Galactus bu bebeğin diğer herkesten daha büyük güçlere sahip olduğunu, bu nedenle açlığını ve gücünü ona devredip özgürleşebileceğini söyler. Bu, elbette Dörtlü için kabul edilemez bir istektir. Zorlu bir kaçışla dünyaya dönmeyi başarsalar da artık kimse güvende değildir. Üstelik döner dönmez Reed’in Galactus’un bebeği istediğini ama onların bu isteği yerine getirmediğini basına açıklaması, bir anda tüm insanların nefretine maruz kalmalarına sebep olur. Reed, kendi dünyasına Elon Musk’ı aratmayan delilikte bir çözüm sunarak, dünyanın yerini tamamen değiştirip Galactus’tan saklanmayı önerir. Fakat bu kalkışma Silver Surfer’ın saldırısıyla başarısızlığa uğrar. Artık Reed, Sue, Johnny ve Ben’in, dünyayı kurtarmak için şimdiye kadar yapmadıkları ölçüde büyük bir fedakârlık yaparak Galactus’u yenmeyi ummaktan başka çareleri kalmamıştır.
Filmin iki saatlik süresi boyunca olan biteni öylece izledikten sonra, insan salondan çıkarken “Eee?” demeden duramıyor doğrusu. Marvel’ın fazlar boyunca ilerleyen bir Çoklu Evren meselesi var bilindiği üzere. Şimdiye kadar izlediğimiz her film, taş üstüne taş koyarak bir yapı inşa etti. Dolayısıyla bu fazın sonunda önümüzde büyük bir çoklu evrenler savaşı olmasını bekliyoruz. Peki Fantastic Four kendi adına bu konuya ne ekleme yaptı dersek; cevap koca bir sıfır. Anladığımız üzere Earth 828 çoklu evrenlerin içinde farklı bir dünya. Fakat bundan başka, önceki Marvel filmlerinden bir iz taşımıyor. Bu filmle ilgili geleceğe yönelik beklenti ise çok büyük. Çünkü Marvel’ın yeni yüzünün (eskiden Robert Downey Jr.’la olduğu gibi) Pedro Pascal olması bekleniyor. Reed Richards hem Fantastic Four’u hem de Yeni Avengers’ı taşıyacak isim olacak. Oysa bu çapta bir Dr. Richards göremedik... Mr. Fantastic, yaptığı her planda başarısızlığa uğrayan, insanda dehasına karşı hayret uyandıran bir karakter olarak çizilmiş. Dahası Pedro Pascal da rolün hakkını vermemiş. Şimdiye kadar yer aldığı tüm yapımlarda oyunculuğuyla ağırlığını koyan Pascal, bu sefer dümdüz bir şekilde varlığını oradan oraya taşıyor. Bir lider olarak içinde bulunduğu durumdan bu kadar sızlanması, ister istemez Iron Man ve Captain America gibi diğer liderlerle kıyaslanmasına ve daha düşük profilli bir lider görünümü almasına sebep oluyor.
Bir diğer ilginç tercih ise bu sefer kahramanların orijin hikayelerinin izleyiciye sunulmaması. Diğer süper kahraman filmlerinde ilk film daima kahramanın nasıl o kimliğe büründüğünü açıklamaya ayrılırken, sanırım önceden dört film daha çekilmiş ve kökenlerin bol bol anlatılmış olmasından ötürü böyle bir anlatıya bir daha yer verilmemiş. Bu da özellikle genç kuşak izleyicinin bağ kurmasını zorlaştıracaktır. Ebon Moss-Bachrach kadar yetenekli bir aktör kadroya alındığında, onu CGI’sız kendi doğal oyunculuğuyla da biraz izleyebilmek isterdim. Ne yazık ki Moss-Bachrach birkaç saniyelik bir gerçek görünüm dışında filmin tamamında karşımıza “The Thing” görünümüyle çıkıyor ve doğrusu bu kadar efekt gerektiren bir rolü hangi aktörün oynadığının da bir önemi kalmıyor. Ama filmdeki CGI, Mr. Fantastic’in elastik uzuvlarını kusursuzca esnetirken Thing’in kaya dokusunu neredeyse elle tutulur bir gerçekliğe taşıyor. Galactus’un gezegenleri yutan devasa siluetiyle, retro fütürist New York manzaraları birleşince seyirciye göz kamaştırıcı bir görsel şölen sunuluyor. Efektler tartışmasız bir şekilde bu filmin en iyi yanı! Diyalog yazımı içinse maalesef en kötü yanı diyebilirim. Komik, sempatik, eğlenceli bir "süper aile" hikayesi olması gereken bu filmde, şakalar öyle zorlama ki aslında eğlenceli olması gereken hiçbir sahne izleyiciye geçmiyor.
Reddit
Fantastic Four’la “Avengers: Doomsday”de tekrar karşılaşmak üzere vedalaştık. (İki filmi birbirine bağlayan sahneyi after credit’te bulacağınızdan salonu terk etmek için acele etmemenizi öneririm.) Öte yandan Fantastic Four’u yeni Avengers filminde görmeyi istiyor muyuz? "Avengers: Doomsday" için öyle bir kadro kuruluyor ki kendi filmlerinde bile fazlalık gibi yer alan bu dörtlü orada nasıl bir heyecan uyandırabilir hiç bilmiyorum. Disney ve Marvel, Fantastic Four filmlerinden ne zaman vazgeçecek bunu da çok merak ediyorum. Çünkü hala anlatılabilecek tonla hikâye, uyarlanabilecek yüzlerce çizgi roman var. Fantastic Four gibi her seferinde hayal kırıklığı yaratan bir seriden ümidi kesmek gerekiyor belki de. Bir sonraki film olan "Spider Man: Brand New Day"e ilerleyelim ve Fantastic Four konusunu uzun süre açmayalım bence.
İdil Hazal ACAR