Otomatik Portakal
Ortalama puan
4,2
1256 Puanlama

194 Kullanıcı yorumları

5
53 Eleştiri
4
96 Eleştiri
3
14 Eleştiri
2
12 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
15 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
faruk kurt
faruk kurt

19 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Eylül 2024 tarihinde eklendi
Ana karakterin muhteşem oyunculuğu ve çekim açıları cok hoşuma gitti kubrick in en iyi iki filminden biri kuşkusuz otomatik portakal dır...
İnsan ne kadar değişebilir ? 8.4/10
TAHA ŞABAN DİLMAÇ
TAHA ŞABAN DİLMAÇ

72 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
19 Mart 2023 tarihinde eklendi
Müthiş performanslar ve müthiş bir flim. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Zaten yönetmen koltuğunda Kubrick oturuyo. Kubrick'den bahsetmeye gerek bile yok. Ben deha olduğunu düşünüyorum. Bu flimi izlerken kendimi deli gibi hissettim ama iyidi. Eleştirimi okuduğunuz için teşekkürler.
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Mayıs 2022 tarihinde eklendi
Senaryosunu da, Anthony Burgess'ın aynı isimli kült romanından (1962) uyarlayarak yazan büyük sinemacı Stanley Kubrick'in yönetmen koltuğunda oturduğu “A Clockwork Orange”:

"Kara mizah (dark comedy)" unsurların ustalıkla kullanıldığı; siyasi erkin, toplumun refah ve eğitim seviyesini yükselterek doğrudan suça yol açan sosyolojik düzeni ortadan kaldırmak yerine suçlu bireyleri, suçu işledikten sonra psikolojik tedavi ile rehabilite ederek topluma entegre etmeye çalıştığı fantastik bir drama olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz, farklı kategorilerdeki dört Academy ve yedi BAFTA ödülüne aday olmasına karşın; eğer sinema sanatı ile yakından ilgilenmiyorsa, bugün neredeyse hiç bir sıradan sinemaseverin adını kolay kolay anımsayamacağı "The French Connection" (1971) karşısında ciddi bir hezimete uğrayan bu "sinema klasiğine" biraz daha yakından bakalım...

***

Şahane bir performans sergileyen Malcolm McDowell'ın canlandırdığı Alexander "Alex" DeLarge ile üç kankası Pete (Michael Tarn), Georgie (James Marcus) ve Dim (Warren Clarke); oturmakta oldukları Korova Süt Barı'nda, içine uyuşturucu eklenerek, kendilerini saldırgan bir hale getirecek olan sütlerini yudumlamaktadırlar...

Bardan çıktıklarında gerçekleştirdikleri ilk icraatları da; yollarının üzerindeki bir alt geçidin köşesinde demlenirken, kendilerinden bozukluk isteyen yaşlı bir alkoliği (Nicholas Hill) öldüresiye dövmek olur...

***

Derken...

Terk edilmiş bir gazinoda, Billy (Richard Connaught) ve onun dört kankasına; ellerine geçirmiş oldukları bir genç kadının (Cheryl Grunwald) ırzına geçmeye yeltenirlerken rastlarlar...

Ve...

Çok geçmez...

Genç kadın kaçıp kurtulurken, iki grup birbirlerine girerler...

***

Ardından otomobillerine atlayan Alex ve kankaları soluğu, trafiği terörize etmelerinin ardından, zilini çaldıkları kapının önünde yalan söylemek suretiyle; Bay (Patrick Magee) ve Bayan Alexander'ın (Adrienne Corri), darmadağın edecekleri evlerinin içinde alırlar...

Kankalarından Georgie Bay Alexander'ı yere sabitlerken, bangır bangır bağırarak "Singin' in the Rain" şarkısını söyleyen Alex, diğer bir kankası Dim'in kollarından tutmakta olduğu Bayan Alexander'a zorla tecavüz eder...

Bu eylemin nihayetinde; Bayan Alexander hayatını kaybederken Bay Alexander da, tekerlekli sandalyeye mahkum bir yatalak olarak yoluna devam edecektir...

***

Hızlarını alamayan dört serseri, birer bardak daha süt içmek amacıyla yeniden Korova'ya uğrarlar...

Barda BBC televizyonundan oldukları anlaşılan bir grup daha süt içerken, içlerinden şarkıcı olduğu anlaşılan bir kadın; Beethoven'in 9. Senfonisini seslendirmeye başlar...

Başlar başlamaz da, Alex'in kankalarından Dim; ağzıyla ses çıkartarak, o kadını engellemeye çalışır...

Ki bu da, aynı zamanda fanatik bir Beethoven hayranı olan Alex ile Dim'in aralarının limonileşmesi anlamına gelecektir...

***

Neyse...

Herkes kendi evine yollanırken Alex, bir fabrika çalışanı olan annesi (Sheila Raynor) ve işsiz ev erkeği babası (Philip Stone) ile beraber yaşadığı belediye konutlarındaki, odasındaki çekmece de yılan beslediği evlerine giderek yatar...

***

Öğlene doğru uyandığında; annesinin anahtarını kullanarak evlerine girerek, kendisine son bir uyarıyı yapacak olan dedektif Bay Deltoid (Aubrey Morris) beklemektedir...

Zira diğer vukuatlarını değilse de, Billy ve kankalarıyla yaptıkları kavgadan haberdardır...

***

Plakçı dükkanında tanıştığı iki kızla (Katharina Kubrick) evinde üçlü seks alemi yapan Alex, işini tamamlayınca; kendisini, sürpriz bir ziyaret için yaşadığı apartmanın girişinde beklemekte olan kankalarının yanına iner...

Çünkü artık, özellikle de daha büyük vurgunlar yaparak ciddi paralar kazanmak isteyen Georgie ile Dim, Alex'in liderliğini kabul etmemektedirler...

Ancak çok kısa bir süre içerisinde Alex, her ikisine de hadlerini bildirerek, süt dökmüş kedi gibi olmalarını sağlar...

***

Ama kankalarının taleplerini haksız da bulmaz...

Böylelikle akşama, Woodmere çiftliğinde tek başına kedileriyle yaşayan Bayan Weathers'ın (Miriam Karlin) malikanesini, aynen Alexander'lara uydurdukları yalanlar ile basacaklardır...

Fakat Alexander'ların başına gelenleri gazete haberlerinden öğrenmiş olan bu kadın, hiç tereddüt etmeksizin telefonla hemen polisi arar...

Aynı esnada kapıdan giremeyen serserilerden Alex, açık durumdaki bir pencereden binanın içine sızıp kapıyı açmayı planlamaktadır...

Yalnız biraz aceleci davranan Alex pencereden girer girmez; kendisine direnen kadını öldürür ve mekanın kapısını açtığında da, kankalarının ihanetine uğraması sebebiyle polise enselenerek on dört yıl hapse mahkum edilir...

***

O artık Alexander DeLarge değil Parkmoore Hapihanesi'ndeki 655321 numaralı bir mahkumdur...

Alex, belki de hayatında ilk kez; Baş Gardiyan Barnes'ın (Michael Bates) kişiliğinde, devlet otoritesinin en sert haliyle karşı karşıya gelmektedir...

Tabii hapishanede kendisine göz koyan rahip ile göz kırpan bir mahkum da (Joe Bartlett), işin cabası...

Elbette bir de ortalıkta; Alex'in bizzat başvurmak istediği Ludovico tekniği olarak adlandırılan, insanı suç işlemekten caydıran yeni bir psikolojik tedavi yöntemi de bulunmaktadır...

Böylelikle Alex hem buradan çıkacak hem de bir daha hapishaneye girmeyecektir...

Ama henüz deneme aşamasındaki bu tedavi, hapishanenin direktörünün (Michael Gover) tehlikeli bulması nedeniyle Parkmoore'da uygulamaya sokulmamıştır...

***

Uzatmayalım...

Himayesine sığındığı rahibin de yardımıyla Alex, test için kendiliğinden gönüllü olmayı umsa da bu şansı; bir teftiş esnasındaki girişkenliği sayesinde, İç İşleri Bakanın (Anthony Sharp) kendisinden kapar...

Dakika 65...

Vakti zamanında, DVD ve vizyona girdiği yıl sinema salonunda izlediğimiz filmin geride kalanında sizleri 71 dakikalık muhteşem bir bölüm daha bekliyor olacak...

Keyifli seyirler,
Selcuk Aslan
Selcuk Aslan

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
25 Ekim 2020 tarihinde eklendi
1971 yapımı Film 1962 Burgess otomatik portakal romanından uyarlanmış. Yönetmen Kubrick 1960 larda Londra yerleşmesi ve burada hayatını devam ettirirken gözlemlediği genç çeteler sorunu farkederek bu konuda romanı okuması ve filme almay akarar vermesi önemlidir. bu durum o zamanların londrasında ve büyük endüsrti kentlerinde önemli bir toplumsal sorundur. Bu anlamda önemli bir toplumsal meseleye dair psikoterapi anlamında ve yönetimsel anlamda üretilen çözümlerin aslında ne kadar yetersiz ve etkisiz olduğunu anlatır. otoamtiklşemiş birer prtakala dönen insanlardır adeta ruhlarını kaybetmiş insanlar. Roman kendi içinde bir mizahi dil kullanır, zira bu romanı yazan Burgess romanın içnde ki yazar karakteri Alexandr Franz romanın içinde otomaitk portakal romanın yazarırdır ve serseri çetesi tarından şiddete ve eşi tecavüze uğradığı anlatır. romanda 15 yasşında cılgın bir genc Alex ergenlik çağında baş kahramandır, filmde ise 22 li yaşlarda kuraldışı bir genç erişkindir.
bana göre buraddaki mesele bu kadar yerleşmiş bir kuraldışı "antisosyal" "psikopatça" davranış örünütüsünün 15 günlük bir rehabiltasyon programı ile tersine çevreilmesi pek te inandırıcı değildir.
Evrim E
Evrim E

Takipçi 52 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Temmuz 2018 tarihinde eklendi
kubrick her filminde olduğu gibi buradada perspektifi,çekim açıları ile dikkat çekiyor, renklerden bahsetmeme gerek bile yok sanırım, fazlasıyla uyumlular ve ortamın rahatsız ediciliğini yansıtıyorlar.
spoiler: filmin gidişatı son sahnelere kadar tamamıyla kitap ile paralel aynı the shining de olduğu gibi lakin son yani final sahnesi kitaptan bağımsız, bu beni shining de rahatsız etmemişti ama bu filmde filmin bütünlüğü yokmuş gibi hissettirdi, kitaptaki final filmdekinden daha anlamlı ve tatmin ediciydi.

alex dışında çetedekilerin yaşları bu tür şeyler yapmak için biraz fazlaydı sanki, yaşlı gibilerdi
Zeynel K
Zeynel K

77 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
22 Haziran 2019 tarihinde eklendi
Herkes kitabı okumadan filmin tam olarak anlaşılamayacağını söylemiş. Ben de kitabı okumadan filmi izlemiş biri olarak aslında filmi beğendim ama bazı boşluklar da kaldı ve bazı şeylerden rahatsız oldum. Sonu da bence güzel bir şekilde bağlanmadı. Kubrickin yönetmenliği ve Malcolm McDowellın oyunculuğu ise tek kelime ile mükemmeldi.
Gandalf T.
Gandalf T.

Takipçi 5 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Ocak 2018 tarihinde eklendi
Kitabını okumadıysanız ilk kitabı okumanızı tavsiye ederim film o zaman anlam buluyor.İlaç bağımlısı, adam dövüp, hırsızlık yapıp insanlara tecavüz etmekte olan çetenin başı Alex hapse girer. Alex'in cezasını hafifletmesi için önünde bir seçenek vardır: Bir deney...İşte burdan sonrası en kilit nokta.Bu distopya psikolojinizi alt üst edecek cinsten.Hatta dünyanın çesitli ülkelerinde yasaklannmıstir.(İrlanda, İngiltere, Singapur, Malezya, Güney Kore, İspanya)..alıntı =Evet, kötüyüm; çünkü topluma aykırıyım..
theyurdal
theyurdal

Takipçi 793 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
1 Kasım 2015 tarihinde eklendi
tam bir pskolojik filmi bu filmi izlerken çok değişik yerlere gittim cinsellik içermesine rağmen çok ama çok iyi bir yapım herkes sevemez ama ben gerçekten çok sevdim 10 üz. 8.9
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
19 Temmuz 2013 tarihinde eklendi
Şiddetin sınırlarını zorlayan sahneler olduğu için bazen izlemek zorlaşsa da anlattıkları ve toplumdaki suça yatkın insanları bilinçaltılarını işlemesi açısından önemli bir yapıt,suçlu psikolojisi apayrı bir şey zamanla o kişiye yaptığı şeyleri gösterince o bile iğ izleyin ve kendiniz karar verin nasıl olduğuna
bob_earth90
bob_earth90

Takipçi 9 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
23 Eylül 2011 tarihinde eklendi
Film çekildiği yıla göre yaptığı eleştiriler günümüzü hatta daha ileri yılları ilgilendiriyor diyebiliriz son derece cesur bir film yılına göre bilim kurguda iyi ama günümüzde izlenildiği zaman pek yaratıcı bir ileri görüşlülük yok ama buda kusur sayılmaz çünkü çekildiği yıl itibari ile bugünkü teknolojinin tasarlanması imkansız gibi bir şey sinemanın yüz akı filmlerden biri kesinlikle izleyin...
asdf_13
asdf_13

Takipçi 38 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
26 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
Kesinlikle her sinema seyircisine göre değil.Herkes anlayamaz diye değil herkes beğenmez diye söylüyorum bu lafı.Evet film özgürlük hakkında çok mükemmel saptamalar yapıyor ama bunu yeterince akıcı bi dille yapmyor ve ya yapamıyor.iyi film ama herkese tavsiye etmem ama şunu herkese tavsiye ederim kendinizi zorlayarak da olsa izleyin ve daha sonra google aracılığıyla filmin eleştirilerini ve film hakkında yazılanları okuyun.ozaman film gözünüzde değer kazanabilir.
garland-norlin
garland-norlin

34 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
10 Nisan 2011 tarihinde eklendi
izlediği filmi sadece zaman geçirmek için değilde yönetmenini tanıyarak yani filmi izlemeden filmle tanışarak izleyen arkadaşlara hitap eden bi film.. stanley kubrick in eserlerini takip etmemiş ve onu tanımamış bi adamın bu filmi beğenememesi gayet doğal.. sadece zaman geçirmek istiyorsanız izlemeyin arkadaşlar.. gidin bi anime falan izleyin.. size gelmez bu tür filmler.. 10/10
loverjeanman
loverjeanman

Takipçi 21 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Aralık 2010 tarihinde eklendi
stanley cubrick büyük usta film her şeyiyle mükemmel bir film hele alex in intihar sahnesi sinema tarihini en iyi intihar sahnelerinden biridir bana göre müzikler filmle bütünleşmiş iddaa ediyorum bu film 50 yil bile geçse hiç eskimeyecek çünkü insanı sorguluyor ayrıntıcı bir film pisokolojik bir analiz yapıyor
Burakrises
Burakrises

Takipçi 687 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
3 Aralık 2010 tarihinde eklendi
izlenebilir güzel eski bir film 10/9
safakmystery
safakmystery

52 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
28 Kasım 2010 tarihinde eklendi
Filmdeki görüntü süperdi kubrickin iyi bir filmi benden 8.5 puan konuyuda çok sanatsal bir biçimde anlatmış estetik duruyor yani
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler