Efendim... bu bir film değil; bu Birleşmiş Türk Gençliğinin içsel çöküşüdür. Bir evladın, "anne ben memur olmak istemiyorum" çıkışıyla başlayan hikâyesi, eğitim sisteminin YouTube linkine tıklamayı başaramamış cehaletine karşı bir ayaklanmadır.
Filmde başrolde kendini oynayan Enes Batur, izleyiciye "ben gerçekten ben miyim?" sorusunu yöneltirken, Nietzsche'nin “üstinsanı” ile Vine kültürünün çarpışmasından doğmuş bir karakter gibi ekranı deler geçer. Annesi ile olan çatışma? Freud ekolünü rencide edecek kadar arı ve net. Baba figürü zaten “YouTuber” kelimesini duyunca ekran dışına kaçıyor — çok yerinde bir yönetmen kararı.
Sinematografi... Hah, evet. Kamera yer yer vlog, yer yer sabun köpüğü dram estetiğine kayıyor. Ama bu bir eksiklik değil. Tam tersine: postmodernliğin piksellerle örülmüş gövde gösterisi. Öpüşme sahnesi mi? Aşktır, ama Enes’in gözünden: bir içerik üretimiyle aşkın kutsalını buluşturur.
Efendim… Bu, sadece bir film değil, Enes Batur’un hayatının muharebe alanıdır. Enes, sistemle savaşan bir kahraman, YouTube’a başarılı bir kafa tutuş, gerçekle kurgunun çatışması. Bir adım atıyor, ama gerçekten kim olduğunu bilemeyen bir adamın yolculuğu. Kendi kimliğini ararken, izleyiciye de “gerçekten ben kimim?” diye sorgulatıyor.
**Bu filmde Enes, Nietzsche’nin üstinsanı değil de, toplumun sınırlarında kaybolmuş bir karakter gibi gözüküyor. Her sahnesi bir savaş; eğitim sistemine karşı, toplumsal normlara karşı, kendi kimliğine karşı. Annesiyle olan çatışma, sanki tüm Freud ekolünü çöpe atmış ve özgür irade ile gerçeklik arasında sıkışmış bir varlık. Tam anlamıyla "bu çocuk bir şeyler anlatıyor!" dediğimiz anlar geliyor.
Sinematografi? Kamera, vlog estetiğinden sanat eserine dönüşüyor. Bazen gözünü alıyor, bazen seni bir sabun köpüğü dramı içinde kaybolmaya zorluyor. Postmodern bir zevk mi? Evet, daha fazlası! Öpüşme sahnesi mi? Gerçekten aşk mı? Hayır, Enes’in gözünden, aşk içerik üretimiyle kutsanıyor, bir tür TikTok aşkı diyebiliriz.
Bu film, Enes Batur'un içsel savaşının sadece dışa vurmuş hali. Bütün varlığıyla, içindeki her şeyle seni sarsıyor. Ve sonrasında ne oluyor? Hayatın anlamı başka bir yere kayıyor: “Ben de bir içerik üreticisiyim, o zaman ben de varım!”
Efendim... bu bir film değil; bu Birleşmiş Türk Gençliğinin içsel çöküşüdür. Bir evladın, "anne ben memur olmak istemiyorum" çıkışıyla başlayan hikâyesi, eğitim sisteminin YouTube linkine tıklamayı başaramamış cehaletine karşı bir ayaklanmadır.
Filmde başrolde kendini oynayan Enes Batur, izleyiciye "ben gerçekten ben miyim?" sorusunu yöneltirken, Nietzsche'nin “üstinsanı” ile Vine kültürünün çarpışmasından doğmuş bir karakter gibi ekranı deler geçer. Annesi ile olan çatışma? Freud ekolünü rencide edecek kadar arı ve net. Baba figürü zaten “YouTuber” kelimesini duyunca ekran dışına kaçıyor — çok yerinde bir yönetmen kararı.
Sinematografi... Hah, evet. Kamera yer yer vlog, yer yer sabun köpüğü dram estetiğine kayıyor. Ama bu bir eksiklik değil. Tam tersine: postmodernliğin piksellerle örülmüş gövde gösterisi. Öpüşme sahnesi mi? Aşktır, ama Enes’in gözünden: bir içerik üretimiyle aşkın kutsalını buluşturur.
Puan: 4/5 (Ciddi söylüyorum. Eser sosyolojik olarak incelenmeli.)
çok güzel bir film Enes Batur ve arkadaşlarına başarılar dilerim keyif verici bir film hem duygusal hem komik herşey olan bir filmi izlemek eğlenceli beyazperde sitesinede başarılar
Bu filmi ailemle sinema da izledim sanki film yapmamışlar da YouTube videosu çekmişler gibi olmuş zaten filmde ki oyunculuklar iyi değil çünkü film de oyuncu yok Enes batur hayranlarına tavsiye ederim belki onlar bu filmi beğenir ben beğenmedim Enes Batur:Hayal mi gerçek mi filmine puanım 10/2
batuhan adlı arkadaşım bu filmi izledi diye sakat oldu mal mal sesler çıkarıp engelli gibi hareketler yapmaya başladı lütfen yardım edin her gün engelli gibi davranıyor kendini enes batur sanıyor
0 Yıldız olmadığı için 0.5 yıldız. 5 yıldız verenler çocukların yorumlarına bakarsanız hedef kitleyi anlarsınız. Youtubeda saçma sapan videolar çekerek beyni 5 6 yaşlarındaki kuşağın ilgisini kazanmış bir kişilik. Bizler o kuşağın youtube da bu tarz son derece saçma içerikleri neden beğenip izlediğini maalesef anlayamıyoruz. Bu "sinema filmi" de uzun bir youtube videosundan başka birsey olmayan bir sanat katili para tuzağı. Zaten filmin çekilme mantığı da "ulen milyon abone var nasilasa bi film çekelim hizli yoldan toplayalım paralari..." olduğu için sonuç şaşırtmıyor. Bu arada filmi netflixte 7 yaşındaki oğlum izlerken 15 20 dakika izledim. Sinemaya falan gitmedim aman ha... Keşke Enes Batur ülkemize az buz bi faydasi olacak videolar cekseydi. Eğitici video cekmesin ya sacma olmasin yeterdi... Tek artisi youtubedan ülkeye döviz kazandirmasi galiba...Yazık yazik...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.