Hesabım
    Venom: Zehirli Öfke 2
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    2,5
    Geçer
    Venom: Zehirli Öfke 2

    En güçlü kozu görsel dünyası!

    Yazar: Duygu Kocabaylıoğlu
    Sonbahar sezonunun heyecanla beklenen anti-kahraman devam filmi Venom: Zehirli Öfke 2, ki bence orijinal adı Venom: Let There Be Carnage çok daha yerinde bir başlık, ABD’nin vizyonunun arkasından çok bekletmeden bu Cuma gişe hiti kadrosundan ülkemizde de gösterime giriyor. Yine kalabalık bir vizyon haftasında ve iddialı filmlerle birlikte gösterime giren yapım, ilk filmin bıraktığı yerden hikayeyi sırtlayarak, simbiyotiklerin kavgasını bir adım ileriye taşıma niyetinde…


    İçerdiği Hollywood mizahı ve anti-karakter Venom’un beyaz perdeye yumuşatılarak yorumlanışı nedeniyle orijinal Marvel Comics takipçilerini sükut-u hayale uğratan Venom: Zehirli Öfke (2018), Zombieland (2009) ve Suç Çetesi (2013) gibi hit yapımların yönetmeni ve uygulayıcı yapımcısı olarak tanıdığınız Ruben Fleischer’in elinden çıkmıştı. Fleischer devam filminde yönetmen koltuğunu gönüllerin Gollum’u Andy Serkis’e devrederek, uygulayıcı yapımcı titri ile Venom 2’nin sularında dolaşmaya devam ediyor. Sarkis’in Nefes (2017) ve Mogli (2018)’den sonra yönetmenlik koltuğuna geçtiği üçüncü uzun metrajlı film olan Venom: Let There Be Carnage’da tam bir ‘Hollywood CGI-aksiyonu’ reçetesi izlediğini dile getirebiliriz.


    Kelly Marcel’ın kaleminden çıkan Venom (başrol Tom Hardy’nin de senaryoda parmağı var) zaten, çizgi roman hayranlarının özlediği ya da görmek istediği karakterden çok uzakta. Sevgili nerd’ler lütfen artık yüksek beklentilerinizi anneannenizin çeyiz sandığına kaldırın; çünkü ‘uyarlama noktasında’ sizi tatmin edecek, köklerine sadık yeni bir ‘iş’ asla gelmeyecek. Çünkü Hollywood popcorn seyircisinin nabzına göre şerbet veriyor. Zira bütçesi 110 milyon dolara mal olan filmin dünya hasılatı - bu yazının kaleme alındığı tarih itibariyle -191 milyon doları bulmuş durumda. Olay son 10 yıldır Marvel (ya da DC fark etmez) çizgi roman ‘geek’lerinden çok daha fazlası, let there be boxoffice record!


    Filme geri dönecek olursak, Eddie Brock (Tom Hardy) gömlek misali giyip çıkardığı Venom ile bekar apartman dairesinde, tabiri caizse takılarak yaşamakta ve uzaylı arkadaşımıza evcil hayvan muamelesi yapmaktadır. Doğası gereği sürekli kana ve çiğ ete muhtaç bir yaratık ne kadar evcilleşebilirse o kadar evcilleşmiş olan Venom, Eddie’nin domestik tutumuna isyan eden bir ergen kafasına girer. İşte buralar tam da, bol sulu Hollywood mizahı. Venom’un ortalığı dökerek kapıyı çıkıp çarpan bir ergen hezeyanına bulanması, kahramanların ya da anti-kahramanların insanileştirilmesi mevzusunun zirve noktalarından biri olarak karşımıza çıkıyor.



    Senaryonun öteki cephesinde ise seksi bir dokunuşla Eddie’den bir lokma Venom kapan seri katil Cletus Kasady (Woody Harrelson) yer alıyor. Zaten filmin tüm seyredilebilirliğini de Kasady’nin dönüştüğü Carnage sırtlıyor. Tutulduğu hapishaneden kaçış sahnesinden başlayarak filmin geri kalanı Carnage’ın dehşet saçıp, katliam yaptığı sahneler Serkis’in CG’dan gelen geçmiş deneyiminden nemalanıyor. Karakter ile filme entegre olan kırmızı ve turuncu ağırlıklı sıcak bir renk paletinin olduğunu da ekleyelim. Tabii arada Kasady’nin aşk yaşadığı sevdiceği Frances’i (Naomi Harris) atlamamak gerek. Kasady Carnage’a dönüşünce, sevgilisi Shriek’in de çığlık çığlığa sesine hakim olması için çenesini kapaması gerekiyor haliyle! Harris’in canlandırdığı bu karakterin Carnage’ın saf kötülüğünü vurgulamak dışında maalesef hikayeye bireysel bir katkısı olmuyor.


    İlk filmde Riot’u alt ederek uzaya geri dönmesini engelleyen Venom, ikinci filmde de herhangi bir ters köşe yapmadan Carnage’a da meydan okuyor. Planet of the Apes gibi herkes gerçekten heyecanlandıran bir seride kendi türünün yanında ve onların lideri olmayı seçen Ceaser’a hayat veren Andy Serkis’in, Venom’u ikinci filmde de kendi cenahına karşı bu kadar duyarsız resmetmesi insanı biraz düşündürüyor açıkçası. Neyse ki ailevi mevzulara daha fazla bulaşmadan finale doğru yürüyor film. Üstelik jeneriklerden arasında gelen ekstra final sahnesi filmin bizatihi kendisinden daha çok heyecan yaratıyor ve üçüncü filme dair de ipucu içeriyor. Forumlarda ve Youtube’da şimdiden pek çok çözümlenmesi yayınlandı bile, meraklısına…


    Oyunculuklarda Tom Hardy, Venom ile sürdürdüğü ‘parazitli’ ilişkiyi bedenini de kullandığı bir mizah noktasına taşıyor. Daha iyi yazılsaydı muhtemelen filmin en iyi performansı olabilecek kötü adamda ise Woody Harrelson elinden geleni ardına koymuyor. Zira Carnage’ın Kasady’nin alter-egosu olduğunu varsayarsak çok daha iyisi de olabilirdi; yine Harrelson seri katillik haline birkaç gömlek seviye atlatmayı ve bölüm sonu canavarına dönüşmeyi başarıyor. Harrelson’a bu devasa kötülük bir şekilde yakışıyor. Mrs. Chen (Peggy Lu) hariç diğer tüm yan karakterlerin karikatürize hallerine girmeye ise hiç gerek yok. Bu seri nedense Michelle WilliamsReid Scott ve Stephen Graham gibi oyuncuları rahatlıkla harcıyor.


    Sonuç olarak karşımızda ilk filmin üzerine kıpkırmızı ve saf kötü bir karakterin eklendiği, devasa yaratıkların kıyasıya kapıştığı, tüm omurgasını görsel ve işitsel teknik gücüne yaslayan bir yapım var. Venom’a bir psikoloji eklemek akıllıca ama doğru tercih ergen psikolojisi mi, ondan pek emin değiliz. Bu haftanın Marvel uyarlaması olarak Venom: Let there be Carnage tüm katliamı ile vizyonda…

    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top