Moana aynı Moana!
Yazar: Banu BozdemirMoana’yı izlerken (2016 ve 2024 animasyon versiyonlarınının eleştirilerini de yazmıştım) şu duyguya kapıldım; "İyi de biz bunu daha önce izlemiştik.". Neredeyse her açıdan tamamen aynı. Devam filmi diyemeyiz çünkü o 2024’de çekildi. Disney bir nevi dejavu duygusuyla, biraz da riskten kaçınmak için, gerçek oyuncularla klasik yapımlarını yeniden çekiyor. Bu, 2010 yılında Tim Burton'ın başarılı uyarlaması "Alice Harikalar Diyarında" filmiyle başlamıştı. Bu tarz geçiş yapımları için tam tersi de düşünülebilir belki, Disney neden canlı aksiyon filmlerini animasyon olarak çekmiyor da animasyonları gerçeğe dönüştürme yolunu seçiyor?
Bu yeniden çevrimin mantığını anlamakta zorlansam da yine keyifle izledim. Zaten çok fazla görsel efekt kullanıldığı için bir animasyon havası var. Yani gerçek karakterler dışında birçok yerde canlandırmalar mevcut. Horoz Heihei animasyon versiyonundan olduğu gibi geçiş yapmış. Ok atan Kakamoralar ve diğerleri de!
Disney
Moana özünde, Polinezya çok tanrılı dinlerine sadık, o gelenekleri sonuna kadar yaşatıyor, görsel olarak kusursuz ve eğlenceli. Hatta hikayesi bu filmde bana daha anlaşılır geldi. Onun dışında Lin-Manuel Miranda’nın klasikleşen şarkıları, Dwayne Johnson ve Catherine Laga'aia’nın orijinalinden ayırt edilmeksizin karakterleri canlandırmaları filme katkı sağlayan şeyler.
Film, animasyona uygun şeyleri çıkarmadan hatta bizzat daha görünür kılarak yeni versiyona uyarlamış. Aklıma Mulan geldi, orada gerçekliğin peşinden gitmek için daha fazla çaba harcanmıştı. Burada ise yarı tanrı Maui gibi yarı canlı aksiyon yarı animasyon şeklinde ilerliyor.
Thomas Kail'in yönettiği filmin konusunun orijinalinin izini sürdüğünü söylemiştik. Köy şefinin kızı Moana, babasının okyanus resifinin ötesine yelken açmayı tamamen yasaklamasına rağmen okyanusa karşı bir çekim hissediyor. Yasak olanın cazibesi ve ayrıca okyanusun da Moana’ya ilgisinin olduğu apaçık. Gizemli bir hastalık adanın bitki örtüsünü yok etmeye başlayınca Moana büyükannesinin yardımıyla atalarının denizci olduğunu keşfediyor. Maui’yi bulmak, çalınan Te Fiti’nin kalbini (yuvarlak, parlak, gizemli bir paunamu taşı) geri almak ve dünyalarını tekrar bereketli ve güvenli hale getirmek ve taşı yaratılış tanrıçasının kalbine tekrar yerleştirmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Filmin büyük kısmı Maui ve Moana atışmasıyla geçiyor. Şekil değiştirme özelliği olan, biraz da kendini beğenmiş Maui rolünü canlandıran Dwayne Johnson karakterin yapay yorumu gibi hissettirse de peruklu ve dövmeli haliyle pek bi karizmatik. Bir de Laga'ai’ye boy olarak uyum sağlasın diye biraz basıklaştırılmış gibi geldi bana.
Bu arada filmin mesajı tanıdık ve doğaya sahip çıkmaya çalışan bir anlayışa sahip. Şöyle ki, eski dönemde insanların doğanın daha önce bozulmuş dengesini düzeltmesini anlatan bir hikaye olmasına rağmen, çok tatmin etmediğini söyleyebiliriz. belki de Te Fiti’nin boylu boyunca bir yeşil alan olarak uzanmasının izi sürülebilir ama bu da filmin kullandığı efektlerden nasibini almışçasına biraz gerçek dışı yansıyor. Görkemli ama "doğayı geri kazandık" fikrini vermede pek başarılı değil!
Bir de şu konu var; Moana’nın okyanusla kurduğu iletişim... Her suya düşüşünde su onu nazik bir şekilde teknesine geri koyuyor. Bu güzel bir detay. Bir ara horoz Heihei’nin suya düşmesine de aynı şekilde takıldık ama onu kurtaran Moana oldu. Bu arada Moana sudan ıslanmadan çıkıyor her seferinde, bu da sahneleri nerede çektiklerini merak ettiriyor. Bunlar sudan çıkmış balık etkisi yaratmayan sahneler. Maui için öyle değildi, o gerçekten de sudan çıkmış gibi görünüyor. Onda merak ettiğimiz şey ise kostüm giyip giymediği oldu. Meme uçları yoktu zira, onun gerçek kaslarından faydalanmak güzel olurdu.
Moana çok da uzak zamanlı olmayan animasyon versiyonuna canlı aksiyon sahneleriyle yeni bir soluk getirmeyi amaçlasa da, canlı aksiyon sahnelerinin azlığı dikkat çekiyor. Bu durumda filmin yeni versiyonu için de animasyon filmi şerhi koyabiliriz. Yeni bir şey yapmak istenmediği de apaçık ortada. Moana’nın izlenme, sevilme ve beğenilme durumu bu yeniden çevrimler konusunda bir virgül koyabilir. Başarısız olursa 2010’dan beri devam eden bu durum yavaşlayarak bitebilir, eğer hit olursa bu trend devam edecek gibi duruyor. Göreceğiz!