Hesabım
    Canavar
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    2,5
    Geçer
    Canavar

    Canavar dedikleri kim ola!

    Yazar: Banu Bozdemir
    Doğanın tehlikeli sularında sürüklenmeyi seven Baltasar KormákurBeast/Canavar ile bu kez safarinin ortasında bir hayatta kalma hikayesini zaman zaman gerilimli ve heyecanlı hale getirmeye çalışıyor. Gişede çarpışan, rekor kıran Hollywood filmlerinden daha kısa olması büyük avantaj!


    Tabii filmde önemli olabilecek konular mevcut. Bir kere kaçak avcılığa dur demek istediği aşikar. Legal avcılığa da hayır elbette! İnsanın bitip tükenmek bilmez doğayı sömürme isteğinin aslanlara kadar uzandığını izliyoruz. Kendilerine her şeyi yok etme hakkı veren bu kaçak avcılar bir aslanın sürüsünü/ailesini yok ediyorlar! Hayatta kalan aslan da insanlardan intikam almaya soyunuyor. Hikayeyi bir insana uyarladığımızda, ailesini kaybeden kişinin sonuna kadar arkasında oluruz öyle değil mi? Ama klasik Kormákur bakış açısı bizi hayvanla empati kurmaya çağırmıyor, onun bakış açısını benimsetmiyor. Biz suçlu tarafı kaçak avcılar ilan edip, aslanımızın pençelerinin izini sürmeye devam ediyoruz.






    Hikayenin karşı tarafında da bir aile hikayesi var. Nate; kızları Mere ve Norah’ı anneleriyle tanıştığı Afrika’ya getirerek, bir anlamda kaybettiği eşinin anısına sahip çıkmak ve ona olan özlemini dile getirmek ister. Bir nevi arınma, aile terapisi hissi. Hikayenin bu yönü çok yavan olmasına rağmen senarist Ryan Engle bu arka plan hikayeye fazla imkan tanıyor, enerji harcıyor. Nate karısının hayalini aslanın en tehlikeli dolaştığı anlarda bile rüyasında görebiliyor, kızların annenin kaybıyla olan duyguları daha normal gibi. Ama yine de hikaye kafasını aslandan kaldırıp fazlaca bu yana bakabiliyor. Bir de babaya fazlaca kahramanlık sunma gayretinde, aslana yumruk atma izni bile veriyor.


    Aslında filmin başlarında Nate’in yakın arkadaşı Martin’in bir aslan ailesinin iki ferdiyle sarmaş dolaş olduğunu görüyoruz. Bu onları yetiştirmekle ilgili bir yakınlık. Burada aslanların tümünün vahşi olmadığı, varlıklarına bir zarar geldiğinde yırtıcı moduna geçtikleri yönünde ama yönetmen de bu sarılma sahnesinin gerçek aslanlarla olması yönünde ısrar etmiyor. İyi ki de etmiyor, ne olacağı belli olmaz çünkü. Ama aslanlar gerçek olmadığı sahnenin etkisi de o oranda düşük oluyor. Bu arada filmde ‘filmde hiçbir hayvana zarara verilmiştir’ durumu yaşanmıyor. Çünkü hayvanlar gerçek değil! Dijital sihirbazlığın en iyi yanlarından biri bu olsa gerek!





    Filmin senaryosu Nate ve kızlarına cömert davranırken; Martin (kendisi bir kaçak avcı karşıtı) ve kaçak avcıları bu üçlünün selameti açısından heba ediyor! Kızlar, Martin ve baba bir aracın içinde sıkıştıklarında neyse ki yardım gelmesi için çaresizce beklemiyorlar, kızların cahil cesareti sayesinde hikaye ivme kazanıyor, biraz da olsa yer değiştirir hale geliyoruz. Ama başlangıçta tam bir canavar gibi sunulan aslanımızın (başta aslan olduğunu bilmiyoruz, saldırılar kamera açısı dışında gerçekleşiyor) sonrasında ailesinin acısını taşıyan yaralı yürekli bir aslan olduğunu anlıyoruz ve asıl canavarın kim olduğu sorusu karşısında biraz bocalıyoruz açıkçası.


    Martin’i yok eden patlama mı, kaçak avcılar mı, yoksa sürekli hayvanların yaşam alanına sızıp, onlara zarar veren insan algısı mı? Kormákur bu kadar derinlikli bakmamızı istiyor mu emin değilim. Çünkü aslanı son tahlilde kendi ırkından birileri yok ediyor! Nate kendi içinde savaştığı duyguların ve çocuklarının kahramanı oluyor. Aslanımız ise kurban! Idris Elba’yı tüm fiziksel gücüyle filmde hissettik, karakterini iyi çözen bir oyuncu her zaman.


    Film bir hayvanın intikam hikayesi olarak başarılı bir fikir ama sonrasında onların hikayesini unutup, insanın kahramanlığı, yaraları ve terapisi peşinde koşuyor!

    twitter.com/banubozdemir

    Daha Fazlasını Göster

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top