“Yüksek Başlayıp Derine İnemeyen Bir Kâbus…”
Yazar: Gizem Şimşek KayaNostromo Pictures, Archlight Films, Aristos Films, Aventura, Blue Rider Pictures, Pink308, Rabbits Black, SSS Entertainment, Simmons/Hamilton Productions ile Top Film Distrubition ortak yapımcılığında çekilen Deep Water, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Derin Kabus filminin yönetmen koltuğunda Prison (1987), A Nightmare on Elm Street 4: The Dream Master (1988), Die Hard 2 (1990), Cliffhanger (1993), The Long Kiss Goodnight (1996), Deep Blue Sea (1999), Driven (2001), Exorcist: The Beginning (2004), MindHunters (2004), The Covenant (2006), Devil’s Pass (2013), The Bricklayer (2023), The Strangers: Chapter 1 (2024), The Strangers: Chapter 2 (2025), The Strangers: Chapter 3 (2026) gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Renny Harlin oturuyor. Senaryosu Pete Bridges, Shayne Armstrong, S.P. Krause, Damien Power, John Kim ile Dan Luo tarafından kaleme alınan, görüntü yönetmenliğini D.J. Stipsen’in üstlendiği, müzikleri Fernando Velázquez tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Aaron Eckhart, Ben Kingsley, Angus Sampson, Lucy Barrett, Richard Crouchley, Molly Belle Wright, Wenhan Li, Rosie Simei Zhao, Nashi, Lakota Johnson, Mark Hadlow, Rarmian Newton, Madeleine West, Rob Kipa-Williams gibi isimler bulunuyor.
Nostromo Pictures
Filmin konusunu acil iniş yapmak zorunda kalan bir uçakta yaşanan olaylar oluşturuyor. Los Angeles’tan Şanghay’a giden uçak, Pasifik Okyanusu’na korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpekbalıklarıyla karşı karşıya kalacak ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için büyük bir mücadele başlayacaktır.
Her yaz mutlaka bir tane köpekbalığı filmi izlediğimiz, ara sıra da uçak kazası sahnelerine denk geldiğimiz sinema salonlarında bu iki gerilimi bir araya getiren aksiyonu görmek şüphesiz ki baştan çıkarıcı bir deneyim olanağı sunuyor. Öncelikle Final Destination (2000)’dan sonra uçak fobisi yüklenenlere kötü bir haberim var; bu filmden sonra uçak fobiniz daha da tavana çıkacak.
Film adeta iki yarıya bölünmüş durumda; uçak ve deniz. Öncelikle uçakta yaşanacak felaketin ne zaman geleceğine dair delilleri toplayarak ilerliyoruz ve hiç ummayacağımız upuzun ve detaylı bir uçak kazasına maruz kalıyoruz. Ancak dehşet bununla bitmiyor ve uçak kazasından kurtulanlar bu kez de açık denizde köpekbalıklarının arasında bir hayatta kalma mücadelesine girişiyorlar. İzlemesi son derece keyifli olmasına rağmen filmin bir takım handikapları da yok değil. Muhteşem, detaylı ve upuzun bir uçak kazası var evet ama sonrasında cep telefonlarının sudan etkilenmediği, bazı karasal bölgelerde dahi çekmemesine rağmen okyanusun ortasında çekebilen telefonların bulunduğu yani mantığı bir kenara atmamız gereken sahnelere geçiş yapıyoruz. Köpekbalıkları maalesef gerçekçi olmayan CGI efektlerinden oluşuyor. Bu noktada “Keşke uçak düşerken bu film bitseydi…” diye düşünmeniz de kaçınılmaz hale geliyor.
Başta Aaron Eckhart olmak üzere oyuncuların perfomansları oldukça başarılı. Hatta öyle başarılı ki Dan (Angus Sampson)’den nefret etmeniz, Declan (Ryan Bown) ile Jaya (Kelly Gale)’nın ebeveynliklerinin iptal edilmesini istemeniz, onca felaket atmosferinde 5’lik Matt (Richard Crouchley)’in Zoe (Nashi)’nin gözünde 7’lik olmaya çalışmasına göz devirmeniz olası.
Yönetmenin filmografisine bakıldığında gerilimden korkuya, aksiyondan fantastiğe farklı türlerde denemeler yaptığı görülebiliyor. Ancak bunları birbirine ekleyerek yepyeni bir tür elde etmeye çalıştığında mantıksızlıkların da artarak filmi ‘patlamış mısır filmi’ haline getirdiği de maalesef görülebiliyor. Mantık sesinizi kapatarak salona girip izlediğinizde sorun yok ancak mantık sesinizi geri açtığınızda birçok sorunla karşılaşmanız olası.
Sonuç olarak Deep Water; izle ve unut olarak tabir edebileceğimiz, mantığınıza kulak vermemeyi seçtiğiniz takdirde salondaki korumalı ortamlarımızda gerilimi deneyimleyebileceğimiz ama salonu terk edince unutacağımız ortalama bir gerilim filminden öteye geçemiyor.