Hızlı ve hassas bir tempo!
Yazar: Banu BozdemirLate Shift (Heldin) / Gece Vardiyası; personel eksikliği yaşanan İsviçre’de bir hastanenin cerrahi servisinde hastalarına karşı ‘bugün sadece iki kişiyiz’ cümlesi ağzından düşmeyen hemşire Flora’nın yaşadığı stres ve gerilim dolu saatleri anlatıyor. Hastane koridorları ve hasta odaları bir dönem de olsa oraları sık ziyaret edenler için tanıdık geliyor, hastaların tepkisi ve Flora’nın yaşadıkları da öyle. Hepsi kendi gerçekliğini yaşıyor, yakınlarına, kendisine ve acılarına sahip çıkmaya çalışıyor. Filmin sonunda hemşirelik mesleğini tercih edenlerin gittikçe azaldığı birtakım veriler eşliğinde vurgulanıyor, Flora’nın temposunu gördükten sonra bu verilerin olasılık dahilinde olduğu kesin!
Zodiac Pictures
September 5 ve Öğretmenler Odası filmlerindeki güçlü performanslarından tanıdığımız Leonie Benesch ve yönetmen Petra Volpe film boyunca sürükleyici ve doğal bir enerjiyle hareket ediyorlar. Floria’nın soyunma odasında meslektaşı Bea (Sonja Reisen) ile yaptığı sohbeti de kısa soluklu ve gereksiz kelimelerden oluşmayan bir yapıda. Herkese ayırabildiği zamanın süresi oranında. Bir tek telefonda küçük kızıyla biraz daha uzun konuşmak istiyor ama kızı telefonu suratına kapatıyor. Özel hayatına dair gördüğümüz kısa an da böyle tuzla buz oluveriyor!
Floria, birçok hasta arasında mekik dokuyor, sohbetlerinden Türk olduklarını anladığımız üç oğlu olan Bayan Bilgin, doktorunun henüz söylemeye zamanı olmadığı için kanser olduğunu bilmeyen Bay Leu, kocası ve çocuklarıyla neşeli vakit geçirse de, iyi olup olmayacağını bilmeyen bayan Morina ve özel sağlık sigortasına, tek kişilik odada kalmasına rağmen kendisine özel ilgi gösterilmediğini düşünen Bay Severin’e kadar birçok hastanın odasına girip çıkıyoruz. Bayan Morina’yı oynayan Lale Yavaş’ı yıllar sonra perdede görmek beni mutlu etti onu da söylemeden geçemeyeceğim!
Film sürekli hareket halinde olan bir kamerayla yapılan ve gözlerinizi kırpmanıza izin vermeyen bir tempoda akıyor. Hemşire Floria ara vermediği gibi izleyici de ara vermiyor, hızlı ama hassas bir koreografisi var filmin, odadan koridora, koridordan odaya durmaksızın akan bir kontrol temposu.
Her hasta, muhtemelen istatiksel bir hasta tipini temsil ediyor, kendisini her şeyden hatta o ortamdan, hastalıklardan kurtaracak tek kişinin hemşire olduğuna inançlı bakış açısıyla yaklaşıyor. Sevinç ve hayal kırıkları da bu minvalde ilerliyor. Floria bazen sadece fiziksel sorunları üstenmekle kalmıyor, onları duygusal olarak da yükseltmesi gerekiyor. Alzheimer yaşayan yaşlı bir hastayı şarkı söyleyerek sakinleştirmeye çalışıyor. Her hasta inandırıcı bir şekilde içinize işliyor. Film mutlu ve mutsuz anların toplamını sunuyor, arka arkaya gelen talep ve istekler gerginlik yaratırken Floria da mükemmel işleyişe küçük bir hata sokuyor, neyse ki hayati bir şey değil de hasta çabuk toparlanıyor. Dikkat dağıtıcı olsa da dikkatin dağılmaması gereken bir ortamda, Floria sadece asansörü kullanırken ufak bir mola ve belki de derin bir nefes vermeyi başarıyor. Onun dışında buz gibi bir koridorda ileri geri salınan bir hemşirenin labirentinde gibiyiz. Bu ortam için boş bir hastane yeniden düzenlenmiş ve görüntü yönetmeni Judith Kaufmann kamerayı Floria’yla öyle özdeş, öyle senkronize çalıştırıyor ki filmin neredeyse kesintisiz bir bütün halinde çekilmiş olabileceğine inanıyorsunuz…
Filmin her anı çok kıymetli ama iki anı var ki hemşire-hasta ve hemşire-doktor arasındaki uçları tanımlar nitelikte. Zengin hastayla yaşadığı ağır polemik klişe gibi görünse de, sonrasında yaşadıkları konuşma buruk oluyor, bir saat üzerinden girişilen pazarlık hayatın gerçekliğine doğru ilerleyen dakikaları anlatıyor. Bir diğerinde de hemşirenin hastaya hastalığıyla ilgili bilgi verme yetkisi olmadığı için, doktoru sürekli hastaya yönlendirmeye çalışıyor ama doktor birkaç dakikasını hastaya ayırmak konusunda isteksiz davranıyor. Floria o konuda gözü pek davranıyor ve cesaretle doktoru uyarıyor. Kesinlikle hasta hakları ve psikolojisi açısından yapılmış güzel bir hak savunuculuğu örneği…
Leonie Benesch diğer filmlerinde olduğu kadar bu filmde de rolüne derinlik katmayı başaran bir oyuncu. Hastalarla giriştiği her kontrol öncesinde sayısız kez dezenfektan sıkıyor, iğne yapıyor, şırıngaları o kadar becerikli bir şekilde kullanıyor ki yıllarca bu işi yaptığına inanıyorsunuz adeta. Rolüne hazırlanmak için bir hastanede staj yapmış ve kesinlikle bu işi çok iyi kıvırıyor. Rol zaten hakkını hem dışarıya doğru yönelttiği tatlı sert tepkilerle, hem de kendini suçlayan gözyaşlarıyla ortaya koyuyor. Floria hayatın içinde akıp giden bir karakter, çok bildik gibi duran, sıkça tanıklık ettiğimiz bir mesleğin sayısız, sessiz kahramanlarından biri. Yönetmen Volpe küçük bir bakış açısı farkıyla, hayalet karakterlere bürünen kişilerin de inanılmaz performansları olabileceğini ortaya koyuyor, aynı zamanda sosyal bir yaraya parmak basıyor!