En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mert H
Takipçi
1.646 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
1 Ocak 2026 tarihinde eklendi
Acı verse bile yaşanmış bir aşk silinmeli midir? Romantik ve dram filmleri içerisinde özgünlüğü ve akılda kalıcığı ile önemli filmlerden biri olduğunu düşünüyorum. Eksiksizliğe çok yakın, güçlü bir yapıt.
Senaryosu ve işleniş biçimi bakımından etkileyici bir film. Aşk hakkında insanı düşündürüyor, aşkın süreç içindeki çeşitli duygu durumlarını öyle güzel anlatıyor ki.. Bu tip - genellikle ilk aşklar - öyle masalsı başlar ki, girdap gibi içine çeker sizi, engel olamazsınız. Kusurları görmekten alıkoyar, kimi kusurları göremezsiniz kimilerini ise görebilecek kadar zaman ayırmazsınız, akışına yaşamaya iter sizi. Ama yeterince zaman geçince kusurlarla karşılaşan bünye hem şaşırıp afallar hem de deli gibi korkar: çünkü zihninde kusursuzca ete kemiğe bürünen o beyaz atlı sevgili artık değişmeye başlamıştır sözde. Oysa kimsenin değiştiği filan yoktur, yalnızca en başta yeterince tanımaya çalışılmamıştır. Aşkın en saf, en gerçek hali de bu acemice olan halidir sanırım. Sorumsuzca, fütursuzca bağlanırsınız hiç kopmayacak gibi.. Gün gelip bazı farkındalıklar başlayınca, acaba aşkımız mı azaldı? Bu da neyin nesi diye birbirinize girmeye başladığınızda artık sadece iki yol vardır: ya kusurlar kabul edilip çok daha kuvvetli bir temelle yola devam edilir ya da kabullenilemeyecek kusurlar bu masalın sonu olur. İşte tam bu evrede istemeden paramparça edilen kalpler öylesine derin bir acı içinde kalır ki imkanı olsa bütün anıları zihninden sildirmekten imtina etmez. Sonra bu anıları tek tek düşününce acı olanlar da dahil olmak üzere hayatın ta kendisinin bu yoğun yaşanılan anılardan oluştuğunu, bu anıları alınca hayatın siyah beyaz bir boşluğa döneceğini fark eder insan. Bu farkındalığı edinen biri artık o eski, toy çocuk değildir; artık hayatı, olgunlaşmış bir meyve misali rengini bulur, bilgeliğin o ekşimsi tatlı lezzetini almıştır ve asla eskisi gibi olmayacaktır artık.. Bir daha bu denli uçlarda bir aşk yaşayamayacağını bilmenin, tıpkı ölümün de gelecek olmasının bilinmesi gibi tatsız burukluğunu hissetse de daha sağlıklı ilişkiler kurabilecek bilinci edinmenin de huzurunu uzun vadede yaşayacaktır.. Sabahattin Ali'nin de dediği gibi '' Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum...''.
Filmi soluksuz bir şekilde izledim. İlk başta klasik bir komedi filmi zannetmiştim. Ama film başladığından itibaren bunun böyle olmadığını fark ettim. İşlediği konu itibariyle film beni oldukça etkiledi. Bir iki karakterin niye var olduğunu anlamasam da oyunculukları çok beğendim. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
İzlediğim en güzel filmlerden birisiydi. Konusu çok özgün, oyunculuklar çok doğal ve etkileyici, sahne geçişleri mükemmel. Hiçbir şekilde sıkmadan izlenen bir film. Forumun altında ki birçok kişi beğenmediğini söylemiş evet herkes bir filmi veya diziyi beğenecek diye birşey söz konusu olamaz ama şöyle kaliteli bir filme çok kötü hayatımda izlediğim en kötü film de demezsin ya yukarıda bir arkadaşın yorumuna baya güldüm " sevgilimle birlikte izledik çok çok kötüydü, çok sıkıldık sonuna kadar devam edemeyip yarısında kapattık, ikimizde hiçbir şey anlamadık " demiş bu filmi sevgilisi ile izleyip hiçbir şey anlayamayan ve şöyle kaliteli özgün filmlere beğenmeyip eleştiren o ve diğer arkadaşlar gitsin Recep İvedik izlesinler kült filmler den, bağımsız ve sanat filmlerini herkesin anlamasını zaten beklemyemeyiz
Çok değişik tarzda bir film. Oyuncular harika. Senaryo özgün. Hafızamızdan belirli anları silsek nasıl olurdu’nun filmi bu işte. Hatalar, pişmanlıklar, acılar da olsa bunlar unutulmamalı. İnsan insan yapan bu tecrübeler, bu duygusal deneyimlerdir. Yine sonda birbirlerine gelecekte en kötü lafları söyleyeceklerini bile bile tekrardan başlamak istiyorlar. ( sondaki “tamam, tamam” sahnesi baya duygusaldı). Hafızasını sildirirken Joel’in (Jim Carrey) pişman olup iptal ettirmeye çalışması aslında yaşadığı güzellikleri de silmesinden kaynaklanıyor. Acısıyla tatlısıyla anılarımız bizimdir ve bizi şekillendirir. Biz onun için acı çekmişizdir evet ama bu geçer, onunla yaşadığın güzel anıların üstüne yaşadığın o mutsuz son sana çok kötü koyar ama geçer. Bu yaşadıklarımız bizi biz yapar, güçlü ve akıllı yapar. Güzel anılara özlem duyarız ama pişmanlıklarımızdan ders çıkarıp bir daha tekrar etmemeye çalışırız. Son sahnede ilişkilerinin sonlarını bilmelerine rağmen tekrar başlamak istemeleri de duygularına hakim olamamalarından. Sonuç aynı veya farklı olabilir ama aşk gerçektir vurgusu yapılmış bence. Senaryo güzel, film çok değişik, oyuncular zaten efsane, tek yakındığım ara sıra filmin sonuçlanmasını bekliyorsunuz( ki bu beklemeye de değiyor) Hayat devam ediyor. Hataların olur. Pişmanlığın olur. Acıların olur. Özlem ile aradığın anıların olur. Onunla mutlu olabilirsin ama onsuz da mutlu olmayı bilmelisin ki hayat sana güzel olsun. Anılar seni sen yapar.
''Sil Baştan''filmin Türkçeye çevrilmiş adı ile orjinalinin anlamı arasında ki anlamı izlemeden önce çok saçma bulmuştum.İzledikten sonra anladım ki aslında alakasız bir bağ var.Bu bağ ve film çok hoşuma gitti.Filmin çekildiği döneme göre kullanılan her şey uyum içindeydi.Oyuncuların kimyası ile birleşen konu insanı düşündürüyor.Düz ilerlemeyen ama akıcılığını kaybetmeyen bir filmdi.Konusuna gelecek olursak insanlar anıları mı hatırlamak istemezler,yoksa o anıları oluşturduğu insanları mı?Cevap bulabileceğiniz bir film.Clementine ve Joel iki farklı yönden işlemiş hatıra silme konusunu.Etkileyici olma sebebi olma sebebi budur belki.Özgün ve insan ilişkilerini anlatan bir film olmuş.İzlenilmesini tavsiye ederim.Çünkü herkes bir parça kendi ilişkisini bulacaktır...
Sevdiğim bir film oldu. Senaryosu gerçekten de çok özgündü. Filmin kurgusu çok iyiydi. Sahne geçişlerini çok iyi yapmışlar. Film zamansal olarak düz bir şekilde ilerlemiyor. Bu yüzden çok dikkatli izlenilmesi gereken bir filmdi. Konusuna bakacak olursak; Joel ve Clementine sevgili bir çifttir. Uzun bir süre birlikte olurlar. Bir zaman sonra Clementine bu ilişkiden sıkılır ve Joel'e ait tüm anılarını hafızasından atmak için hafızasını sildirir. Joel bir gün Clementine'ye sevgililer günü hediyesi vericek iken Clementine Joel'in kim olduğunu tanımaz. Joel burada şok olur. Joel bir müddet sonra Clementine'nin kendisini hafızasından sildiğini öğrenir. Joel de bu işlemi yapmak için hastaneye gider. Kendisi de Clementine'ye ait olan tüm anıları sildirir. Bu işlem sırasında yaptığı işin iyi bir şey olmayacağını anlar ve pişman olur. Daha sonra yatağında uyanır. Nedenini bilmediği Montauk adlı yere gider. Bunun nedeni hafıza silme işleminin sonlarında Clementine'nin Montauk'da buluşmak istemesidir. Orada yeniden tanışırlar. Yeniden tanışmaları filmin ilk sahnesinde gerçekleşir. Son sahnesinde evde buluşup konuşurlar. Clementine kendisinin nasıl bir insan olduğunu vs. anlatıyordu. Düz ilerleyen bir kurgusu yoktu. Filmdeki mesaj bence şuydu; istemediğimiz anılar olsa bile bunlarla yaşamayı öğrenmeliyiz ve hafızamızdan birini silsek bile kalbimizden onu silemeyiz. Oyunculuklar gerçekten de müthişti. Kate Winslet ve Jim Carrey harika iş çıkarmışlar. Çok gerçekçi oynamışlar. Filmin sıkıcı bir tarafı yoktu. Gereksiz sahne hiç yoktu neredeyse. Sürükleyici ve hızlı ilerleyen bir filmdi. Görüntü yönetmenliğini iyi buldum ama bazı sahnelerde kamera oynuyordu. Filmdeki renkler iyiydi. Film belki de bazı anılarından kurtulmak isteyen insanlara bunun iyi bir şey olmadığını da gösteriyordu. Genel olarak bakarsak bir çiftin sevdiği kişiye dair anılarını sildirmesini ve bundan duyduğu pişmanlığı anlatan güzel bir filmdi. Filme verdiğim puan= 8,4
Unutkanlar şanslıdır belki bazen evet.Hepimiz isteriz kötü anılarımızı beynimizden sildirmeyi...İlginç bir senaryosu var filmin, sıradan değil yani.Bilinçaltına girip anıları görmeyi Inception filmine benzettim biraz.İzlerken herkes ilişkilerini sorgulamıştır bence.O kişiye ait tüm anılarımız silinse tekrar ona aşık olur muyduk?Tüm iyi ya da kötü huylarıyla kabul edip aşık olduktan sonra neden kendi kalıplarımızda istediğimiz kişi olmasını isteriz karşı taraftan?Halbuki ona, o olduğu için aşık olmamış mıydık?
Bir aşk yaşıyorsunuz fakat bir süre sonra aşk yerini tartışmalara kavgalara bırakıyor. Ondan ve anılarından kurtulmak istiyorsunuz. Peki yaşadığınız onca güzel anı ne olacak. Hani birini çok seversiniz fakat ayrıldıktan sonra keşke onu unutsam dersiniz ya. Unutmak istediğinize emin misiniz diyor film. Kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
kurgusu kesinlikle çok farklı,senaryo alışagelmişin dışında. çok üzüldüğüm bir nokta da filmi bu kadar geç izlemiş olmam kendime çok kızdım hep erteliyordum, bugün boş bir anımda izledim ve hiç bir anında sıkmayan akıcı bir başyapıt gerçekten. oyunculuklar etkileyiciydi, müzikler de keza öyle. boş anınızı değerlendirmek istiyorsanız mutlaka izleyin derim.
Çok başarılı kesinlikle.. Senaryosuyla, içtenliğiyle klişelikten çok uzak hatta ve hatta çok orjinal bir film olmayı başarabilmiş bana kalırsa.. Hiçbir anından sıkılmadan, keyifle izleyebileceğiniz bir yapım.Oyuncu seçimleri ve oyuncuların performansları da enfes olmuş bana kalırsa
Aslında izlediğimiz filmler arasında duygusal yoğunluğa sahip olanları birebir seyircinin yaşanmışlıklarına borçlu oluyor aldığı tepkileri.İşte ''Eternal Sunshine of the Spotless Mind'' da o filmlerden bence.Özel hayatımda bu filmi görüp etkilenecek bir şey yaşamamış olmam,ya da filmle gerçek hayatı (her ne kadar birbirlerinden beslenseler de) birbirinden ayırmış olmamdan dolayı duygularıma hitap ettiğini söyleyemem.Nasıl ki ''Twilight'' ergen gençlik için bir başyapıt değerinde ve hakettiği sinemasal değerin çok üstünde bir algılanışa ve imaja sahipse bu film de daha çok kadın seyircinin gönlünü çalmakta çok başarılı olduğundan içinde abartının da bolca bulunduğu övgüler almakta yıllardır.Jim Carrey ve Kate Winslet'ın harika uyumu,ilginç ve başarılı kurgusu ve Charlie Kaufman'ın gerçekten çok iyi senaryosuyla sadece iyi bir aşk filmi bence.Daha fazlası değil.
Hatıraların beyinden su gibi akıp gitmesi ve kahramanımızın bu suyu durdurma çabası. Anılarını, onunla birlikte yaşadıklarını sildiren sevgilisi Clementine üzerine Joel de bu işe girişir. Ama yanlış bir yolun ortasında olduğunu anlar ve geri dönmek ister, bunu başaramaz ve bütün aşkı silinir. Garip senaryosu ilgi çekici. Beynin içinde bir labirentte veya ormanda gezermişçesine dolaşıyoruz. Anılardan, küçüklüğe, ilk tanışmaya kadar farklı mekanlardan geçiyoruz. Tuhaftı açıkçası. İlginç bir konu üzerine kurulmuş bir film. Çok fazla etkileyici olduğu söylenemez. Farklılığı ve orjinalliği nedeniyle izlenebilir bir yapım. Keyifli sıcak ve ilginç...10/7
10 numara senaryo mükemmel. ‘Sil Baştan’ konusunu anlatarak ifade edilemeyecek kadar derin anlamlar içeren bir film. Clementine’in Joel’i zihninden sildirmesiyle Joel de aynı uygulamayı yaptırmaya karar verir ve silme sırasında yaşanılan ilişkiye, daha da önemlisi anılardan kopmanın zorluğuna şahit oluruz. Bu sürecin bu kadar acı verici olması insanın kendi anılarına kıyamaması mı yoksa sevgilisini hala seviyor olması mıdır? Anıları silerken tam da aşık olunan şeylerin ilişki içinde nefret edilen şeyler haline dönüşmüş olduğunu fark edip pişman olmak mıdır yoksa? Aynı ilişki sil baştan başladığında yine aynı noktada nihayete ereceğini bile bile sıfırdan başlanır mı? Aşk ilişkisinin doğası üzerine düşündüren filmde, sözcüklere boğulmuş bir iletişimsizlik kendine has bir incelikte yansıtılmış. İlişki anında insanların nasıl da iletişimsiz kalabileceğini, aslında sadece dile getirerek bir çok sorunun çözülebileceğini de öğütlüyor alttan alta. Karşımızdakine zaten öyle bir insan olduğu için aşık olduğumuzu unutarak ilişkileri bir iktidar çatışmasına dönüştürüp hayatlarımızı yok yere zehir ettiğimizi anlatıyor film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.