Ramazan akşamları yalnızca bir ayın takvim yaprağında işaretli günleri değil; aynı zamanda evlerin ritminin değiştiği, sofraların uzadığı, sohbetlerin ağırlaştığı ve zamanın biraz daha yavaş aktığı özel bir dönemdir. İftardan sonra içilen çayın buharı, tatlının paylaşılan son lokması, salondaki loş ışık… Bu saatler çoğu zaman birlikte bir film izlemek için en uygun zamandır. Ancak ailece izlenecek film seçmek, sanıldığı kadar kolay değil.
Bu dosyada dramdan komediye, fantastikten biyografiye, yerli nostaljiden ilham veren gerçek hikâyelere uzanan geniş bir seçki yer alıyor. Ortak paydası ise şu: Aile, umut, dayanışma, büyüme ve insanın iç dünyasına dair sorular. İster küçük çocuklarla, ister gençlerle, ister her kuşağın bir arada olduğu bir salonda izleyin; bu filmler iftardan sahura uzanan saatlerinize eşlik edecek.
İftarlık Gazoz
.
Yönetmenliğini Yüksel Aksu’nun üstlendiği film, 1970’lerin Ege kasabasında geçiyor ve gazozcunun yanında çıraklık yapan küçük Adem’in Ramazan ayında oruç tutma çabası üzerinden bir büyüme hikâyesi anlatıyor. Başrollerde Cem Yılmaz, Berat Efe Parlar ve Okan Avcı yer aldığı filmde, Adem’in çocukluk saflığı ile yetişkin dünyasının gerçekleri arasındaki gerilim, hem mizahi hem hüzünlü bir tonla işleniyor. Film, dönemin siyasi atmosferine de arka planda değinerek sadece bir çocuk hikâyesi olmaktan çıkıyor.
The Truman Show
Paramount
Peter Weir’in yönettiği filmde Jim Carrey, hayatının başından beri dev bir televizyon programının parçası olduğunu bilmeden yaşayan Truman Burbank karakterini canlandırıyor. Laura Linney ve Ed Harris'in de yer aldığı filmde, Truman’ın giderek artan şüpheleri, gerçeklik ve özgür irade üzerine güçlü sorular doğurur. Film, medyanın gözetleme kültürünü eleştirirken bir yandan da bireyin kendi kaderini seçme hakkını savunur. Dramatik yapısına rağmen ailece izlenebilir bir ton yakalar ve sert sahneler içermez. Sahura yaklaşırken “Gerçek nedir?” sorusunu birlikte tartışmak isteyen aileler için ideal bir klasik.
The Pursuit of Happyness
columbia
Gabriele Muccino’nun yönettiği film, gerçek bir hikâyeden uyarlanmıştır ve başrolde Will Smith ile oğlu Jaden Smith yer alır. Filmde, Chris Gardner’ın maddi zorluklar içinde oğluyla birlikte hayata tutunma mücadelesi anlatılır. Evlerini kaybeden baba-oğulun sokakta kalma süreci dramatik ama ilham verici bir dille işlenir. Film, ebeveyn fedakârlığını ve sabrın değerini merkezine alır ve başarıyı yalnızca maddi bir sonuç olarak değil, karakter gücü olarak ele alır.
Life Of Pi
20th Century
Ang Lee’nin yönettiği ve dört Oscar kazanan film, gemi kazası sonrası bir filikada Bengal kaplanıyla baş başa kalan Pi Patel’in hayatta kalma hikâyesini anlatıyor. Başrolünde Suraj Sharma'nın yer aldığı film, yalnızca fiziksel bir hayatta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda inanç ve hikâye anlatımı üzerine metaforik bir yolculuktur. Görsel dünyası son derece etkileyici ve şiirseldir. Pi’nin farklı dinlere duyduğu ilgi, filmi kültürel açıdan da zenginleştirir. Ramazan gecelerinde maneviyat ve dayanıklılık üzerine düşündüren güçlü bir seçenek.
The Intern
Warner Bros.
Robert De Niro, Nancy Meyers’ın yazıp yönettiği filmde emeklilik sonrası bir moda girişiminde stajyer olarak çalışmaya başlayan Ben karakterini canlandırıyor. Anne Hathaway ise şirketin genç kurucusu rolündedir. Yaşlılık ve üretkenlik konusuna pozitif bir perspektif sunan filmde, nesiller arası dostluk ve iş hayatındaki denge üzerine sıcak bir hikâye kurulur. Mizahı hafif, temposu ise dengelidir. İftardan sonra ailece rahatça izlenebilecek modern bir dram-komedi örneği.
October Sky
Universal
Joe Johnston’ın yönettiği film, Sputnik’in fırlatılmasından ilham alarak roket mühendisi olmayı hayal eden bir madenci kasabası gencinin hikâyesini anlatıyor. Jake Gyllenhaal'ın canlandırdığı Homer'ın babasıyla yaşadığı çatışma, hayaller ile gerçekler arasındaki mesafeyi görünür kılar. Film, bilim merakı ve azim üzerine güçlü bir anlatı kuruyor ve gerçek bir hikâyeden uyarlanmıştır. Özellikle gençlerle birlikte izlenebilecek motive edici bir yapım.
Aile Arasında
BKM
Gülse Birsel’in unutulmaz işlerinden biri olan Aile Arasında; ayrılık sonrası hayatı dağılan Fikret’in bir anda sahte bir baba rolüne bürünmesiyle gelişen olayları anlatır. Başrollerde Engin Günaydın ve Demet Evgar yer alırken, onlara Ayta Sözeri, Derya Karadaş ve Erdal Özyağcılar güçlü oyuncular eşlik ediyor. Adanalı muhafazakâr bir ailenin içine “rol icabı” dahil olan Fikret’in hikâyesi, kültürel çatışma üzerinden ilerleyen bir komedi kurar. Ancak film yalnızca güldürmez; aile olmanın biyolojik bağdan öte bir dayanışma biçimi olduğunu da söyler. Ramazan gecelerinde hem kahkaha hem sıcaklık arayanlar için güçlü bir yerli alternatif.
Instant Family
Paramount
Sean Anders’ın yönettiği Instant Family'de Mark Wahlberg ve Rose Byrne, koruyucu aile olmaya karar veren bir çifti canlandırıyor. Üç kardeşi evlat edinmeleriyle başlayan süreç, beklenenden çok daha karmaşık ve duygusal bir hal alır. Çocukların travmaları ve ebeveynliğin gerçek yüzünün dürüst bir anlatımla işlendiği yapımda, bir ailenin kan bağıyla değil, emekle kurulduğu anlatılır.
Captain Fantastic
Lionsgate
Matt Ross’un yazıp yönettiği filmde Viggo Mortensen, çocuklarını şehir hayatından uzak, doğada alternatif bir eğitim anlayışıyla yetiştiren bir babayı canlandırır. Annelerinin ölümü sonrası aile, medeniyetle yüzleşmek zorunda kalır. Film, ebeveynlik, özgürlük, sistem eleştirisi ve çocuk yetiştirme biçimleri üzerine güçlü sorular sorar. Mortensen’in performansı hem karizmatik hem kırılgandır. Hikâye zaman zaman mizah barındırsa da temel olarak duygusal ve düşünsel bir zeminde ilerler. Özellikle aile yapısı ve değerler üzerine sahur öncesi uzun uzun düşündürecek, katmanlı bir modern dram.
Minari
A24
Bir aile düşünün: Başka bir ülkeye taşınmış, toprağa kök salmaya çalışan ama köklerinin nerede olduğunu da tam bilmeyen... Lee Isaac Chung’ın yarı otobiyografik filmi Minari tam olarak bu arada kalmışlık hissinden doğuyor. Steven Yeun’in canlandırdığı Jacob, Amerikan rüyasına inanıyor; toprakla uğraşarak yeni bir başlangıç kurabileceğini düşünüyor. Ama film onun hayalini değil, o hayalin aile üzerindeki ağırlığını izletiyor bize. Youn Yuh-jung’un Oscar kazanan büyükanne performansı ise hikâyeye alaycı bir mizah ve derin bir şefkat katıyor. Büyük dramatik patlamalar yok; tartışmalar, suskunluklar, küçük bakışlar var. Sahura doğru izlenirse, film bittikten sonra kimse hemen kalkıp ışığı kapatmak istemez.