Hesabım
    Gucci Ailesi
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    3,5
    İyi
    Gucci Ailesi

    "Steril Bir Gucci Biyografisi"

    Yazar: Onur Kırşavoğlu
    Bu yıl iki iddialı filmle birden karşımıza çıkan usta yönetmen Ridley Scott’ın Gucci Ailesi hakkındaki biyografik filmi House of Gucci, sinemalardaki yerini aldı. Başrollerde Adam Driver, Lady Gaga, Jared Leto, Al Pacino, Jeremy IronsSalma Hayek ve Jack Huston’ın yer aldığı film Sara Gay Forden’ın The House of Gucci: A Sensational Story of Murder, Madness, Glamour, and Greed adlı kitabından uyarlandı. Oscar dedikodularında da sıklıkla adı geçen film, yıldızlar topluluğuyla 2 saat 37 dakikalık, şık bir yolculuk vaat ediyor. Özellikle, büyük oyuncu Al Pacino’yu beyaz perdede izleyebilme şansına hala sahip olabilmek büyük bir lütuf diyelim ve filme geçelim.

    House of Gucci, merkezine Maurizio Gucci & Patrizia Reggiani aşkını alıyor ve bu sürecin bir aileyi nasıl paramparça edip, Gucci markasında herhangi bir Gucci’nin bulunmaması noktasına geliş detaylarını aktarıyor. Scott, bunu yaparken Gucci şıklığına yakışır bir şekilde steril bir anlatımı tercih ediyor ve abartılı herhangi bir manevraya imza atmıyor. Gereken ihtişam, zaten Gucci Ailesi ve kostüm tasarımlarında fazlasıyla var. Scott, bu anlatım tercihinde kitaba ve dolayısıyla gerçek olaylara da sadık kalıyor. Zaten, Gucci Ailesi adına konuşan kişilerin filme yaptıkları “suçlama” yanlış bilgiler olduğu üzerinden değil, bir ailenin kimliğini çalarak kar elde etmeyi seçtikleri yönünde. Scott, bu suçlamaya karşı ailenin geçmişinden örnekler vererek kendini savundu ve böyle bir suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Tüm bunlardan anlıyoruz ki film, gerçekliğe son derece uygun ve bu konuda taviz vermeden senaryosunu da oluşturmuş.

    Her şeyden evvel, filmin, atmosfer kurma ve dönemi yansıtma konusunda çok başarılı olduğunu söylemek lazım. Kostümler ve prodüksiyon tasarımı ekibinin tüm çalışmaları tam puanı hak ediyor. Scott’ın geçişlerdeki döneme ait müzik tercihleri ve bunları adapte ederken kotardığı sahneler de sizi filmin içinde tutmayı başarıyor. Filmden hayal kırıklığıyla çıkanlar ve klasik ve basit bir biyografi olduğunu düşününler de olacaktır ama bu bilinçli tercihin filme güç kattığını düşünüyorum. Zengin olma hayalleri kuran, olunca geçmişini unutan ve etrafına zarar veren bir karakter, ne istediğini bilmeyen ve sürekli yanlış kararlar veren bir diğer karakterle aşk yaşıyor, pembe dizi kıvamında olaylar yaşanıyor ve bunların üzerinde her zaman gölgesini yaşatan köklü bir miras var! Scott, belirttiğim üzere her türlü ihtişamın çıkabileceği bu hikayede steril bir anlatım tercih ediyor. Zira, bu destansı hikaye, kendi başına zaten yeteri kadar güçlü ve merak uyandırıcı. Bu sebeple, tamamen hikayenin kendisine yaslanmak, onu küçük detaylarla desteklemek ve ayarı bozacak herhangi bir tercihte bulunmamak son derece kabul edilebilir bir karar. Bunun bir örneğini daha önce Spotlight filminde de görmüştük ve o film de insanları ikiye bölmüş, beğenmeyenlerin TV filmi yakıştırmasında bulunmasına sebep olmuştu. Ben, her iki filmden de bu anlamda memnunum. Abartısız, ağdasız anlatımın ve gerçekliğin ön planda olması her zaman ilk tercihimdir.

    Bu filmden bahsederken oyunculuk performanslarına bir paragraf ayırmamak olmaz. Lady Gaga ve Jared Leto, hem performansları beğenenlerin, hem de bir o kadar nefret edenlerin ön planda tuttuğu isimler. Fazla karikatürize olduğu eleştirileri yapıldı ama Patrizia Reggiani’nin Youtube videolarına baktığımızda Lady Gaga’nın başarılı olduğunu kolayca anlayabiliriz. Kendi zaten karikatürize olan karakterler, karikatürün de karikatürü olarak performe edilmiş ve bu konuda da başarılı olmayı başarmış. Sadece, Gaga’nın aksanı oluştururken profili tam oturtamadığı ve zaman zaman aksandan koptuğu sahneler olduğunu söylemek gerekiyor. Leto da aynı şekilde karikatürize ve filme eğlence katan bir yanı var. Adam Driver, her yeni filmiyle daha da büyüyen bir aktör olurken, Al Pacino yine muhteşem bir performansla karşımıza çıkıyor. Büyük oyuncu Pacino’yu, 2021 yılında hala beyaz perdede izleyebilmek, bizler için çok büyük şans ve umarım uzun bir süre daha bunu yaşayabiliriz.

    House of Gucci, bir başyapıt değil ama son derece eğlenceli ve ilgi çekici. Scott, Gucci şıklığına yakışır bir anlatım tercih ediyor ve bu tercihi filme güç katıyor. Bu tercih neticesinde, yer yer pembe dizi kıvamında anlar yaşıyoruz. Gucci Ailesi’nin yaşadıkları da zaten bir pembe dizide karşımıza çıkabilecek türden ihanet ve entrikalar barındırıyor. Yine aynı yere dönüyorum ve basit anlatımın, hikayenin içine her şeyiyle girmemizi sağladığını söylemek istiyorum. Scott, umarım, bu formunu önümüzdeki projelerine de yansıtır. Zira, Joaquin Phoenix başrollü bir Napolyon filmi, kağıt üzerinde bile oldukça heyecan verici.
    Daha Fazlasını Göster

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top