Hesabım
    Elmalar
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,0
    Çok İyi
    Elmalar

    Unutursam fısıldama!

    Banu Bozdemir
    Yunanlı yönetmen Christos Nikou imzası taşıyan film; pandeminin belirsiz günlerinde ilgiyle izlediğimiz bir film oldu! Elmalar; insanların hafızalarını nedensizce kaybetmesini anlatıyor, aklımızda anılarımıza ve yaşamımıza şöyle bir tekrar bakmamızı sağlayacak kadar done barındırıyor. Yunan sinemasının piri Angelopoulos’tan sonra en çok tanıdığımız hatta tanışıklığımızı abarttığımız, Yunan Tuhaf Dalgası’nın mimarı yönetmen Yorgos Anthimos ezgilerine daha yakın doneler barındırıyor Nikou’nun Elmalar’ı… Zaten kendisi de yönetmenin filmlerinde yardımcı yönetmen olarak çalıştı. Ve Anthimos filmlerinin bir akışı varsa, Elmalar bu akışa suda ilerleyen elma misali karışıyor.



    Sanki yönetmen elma dersem çıkma, armut dersem çık diye hafızalarımıza gönderme yapmak istemiş. Hafızasız toplum, hafızasız insanlardan oluşur misali, önümüze koca bir hafıza sorunu bırakıyor. Kahramanımız Aris’in sıradan, hatta sıkıcı ev haliyle açılış yaptığımız filmde, bir hafıza salgınının yayıldığını ve bunun için merkezler açıldığını öğreniyoruz. Film bu epidemiyi oldukça sakin, panik duygusunu yok edercesine, sanki yeni, toplumsal bir terapi yöntemi bulmuşçasına, çok pozitif bir dille karşımıza getiriyor. (Oysa gerçek hayatlarımız başka bir salgının gölgesinde fazlaca helak oluyor, hatta bu filmi izlerken daha fazla dehşet duygusunun hakim olduğunu söylemek mümkün. Ama film sanki bu fiziksel pandemiye de bir nevi el atıp, tedavi uyguluyor, bizi sakinleştiriyor gibi) Aris’in yaptığı otobüs yolculuğunun sonunda hafızasını kaybetmiş gibi davranmasını ve devlet kontrolünde tekrar tekrar anı biriktirmesini izliyoruz. Bir polaroid makinede arka arkaya pozlanan yeni bir yaşam formu. Aris’in öncesinde nasıl bir yaşamı olduğunu fazlaca bilmiyoruz, sadece açılışta gördüğümüz duvara kafayı vuruşları feyz alırsak, yeniden kodlanacak bir yaşam algısı fena gibi durmuyor. Ama filmde renk, hareket yani sıçrama yok, daha doğrusu giden hafızanız ya da sıkıcı hayatınıza karşılık size süper yeni bir hayat veriyoruz algısı yok, olması da gerekmiyor elbette! Ama filmden öyle bir sıçrama bekliyoruz bir yandan da! Aris kendisi için yeniden yarattığı yaşamında bisiklete binmeyi (bisiklete binme duygusu unutulmuyor), yüzme, film izleme ve en çok da elma yemeyi deneyimliyor. Filmin afişinde kafayı elma gibi soyma hali ise hafızanın derinlerine inmiş, sıkışmış olayları ortaya çıkarmanın bir izdüşümü olsa gerek. Ya da Aris’in neden böyle bir hafıza oyununa kalkıştığını sorgulamayı ifade ediyor. Filmde sorguladığımız şeylerden biri de bu oluyor. Aris’in hafızasına ne oldu? Gitti mi yoksa Aris onu bilinçli olarak serbest mi bıraktı?


    Bir pandemi sürecinde hafıza epidemisi izlemek ilginç bir deneyim. Tabii ki unutmakla ilgili birçok film mevcut. Örneğin; Sil Baştan / Eternal Sunshine of the Spotless Mind bu konudaki en popüler örneklerden. 1985 yapımı Darly, bir çocuğun hatırlamadığı geçmişini sorgularken, Hitchcock imzalı Öldüren Hatıralar da bu kategoriye alınabilir. Hepsi farklı bir yerinden yakalamaya çalışıyor hafıza, geçmiş ve yaşam üçgenini… Elmalar, hafıza kaybının yerine, yeni bir hafıza koymaya çalışan bir adamın deneyimlerini anlatıyor. Sonu da Aris’in bir yaşadıklarından sonra aydınlanma yaşayıp evinin yerini tekrar hatırlamasıyla sona eriyor, bir de komşunun köpeği var tabii!


    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top