Hesabım
    Zamana Karşı
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    2,0
    Yetersiz
    Zamana Karşı
    Fırat Ataç
    1997'de yazıp yönettiği Gattaca ve hemen bir sene sonrasında kaleme aldığı Truman Show ile sinema dünyasına hızlı bir giriş yapan Andrew Niccol, Al Pacino'nun başrolde olduğu Simone (S1m0ne) ile gelecek tasvirleri çizmeye devam etmiş ancak hızlı girişine kısa bir ara vermişti. Sinemaya verdiği 6 senelik aradan önceki son mahsulü Savaş Tanrısı (Lord of War)'nda farklı türlerde de gezinmeye karar verdiğini (belki de en iyi işiyle) bize gösteren Niccol, silah ticareti hakkında tüm eleştirilerini sakınmadan sıralıyordu.

    Zamana Karşı (In Time), yönetmenin son hamlesinin uzun süreli bir karar olmadığını gösteren bir bilimkurgu /aksiyon kırması. Yönetmenin başyapıtını vermesi gereken döneme denk gelmesine rağmen elindeki fırsatları teker teker harcayan, ilerleyebileceği yollardan hep yanlış olanlarına sapan bir film var karşımızda. İyi olabilecek bir fikri, bir televizyon filmi çiğliğinde sunmasında bu sapmaların katkısı büyük.

    Yepyeni bir bilimkurgusal dünyadan bahsediyor hikaye. İnsanlar kollarında zaman sayaçlarıyla doğuyor, 25 yaşına gelene kadar çalışmayan bu sayaçlar bu yaştan itibaren geri sayıma geçiyorlar. Bir senelik ücretsiz zamanları sona erdiğinde hayatları da sona erecek. Bu yeni dünyada para geçmiyor, tek birim zaman. Kahve içmek için hayatınızdan dört dakika, otobüse binmeniz için ise iki dakikadan feragat etmeniz gerekiyor. Normal hayatta yaşadığımızdan faklı olamayacak bir şekilde kapitalist sistem almış başını yürümüş. En net görünümüyle Darwinizm de burada: zenginler daha çok yaşıyor, sömürülen halk ise günü birlik yaşamanın peşinde derbeder oluyor.

    İnsanların birbirine zaman verebildiğini, birbirinden zaman alabildiğini işin içine kattığımızda sokakların da ne kadar tehlikeli bir duruma gelebileceğini düşünün. İşte size vasatın üstünde bir bilimkurgu filmi yapabilmek için bir sürü neden. Başarılı bir planlamayla yaratılabilecek kaos atmosferinin bile finale doğru ağır adımlarla sürükleyebileceği bir hikaye. Ama ne yazık ki hikaye ile senaryo birbirinden çok farklı şeyler...

    Niccol, yazdığı senaryoda hiçbir karakterin altını dolduramıyor. Ana karakterimiz olan Will Salas (Justin Timberlake)'ın tek ilgi çekici yanı babasının geçmişiyle ilgili bir bilinmezlik. Onu gettonun verdiği bir şehit olarak düşünmemiz konusunda bize verilen her bir ipucu, içi boş açıklamalara dönüşünce ana karakterin ağırlığı da buharlaşıyor. Her ne hikmetse iki dakika içerisinde tavlayıp ölümüne bağlandığı, bir de zenginlere karşı savaşında suç ortağı yaptığı güzel kadın kontenjanımız Sylvia Weis (Amanda Seyfried)'i de yanına katıyor Will. Sylvia ile birlikte kendi Robin Hood destanını modifiye edilmiş bir Bonnie ve Clyde hikayesine yedirip, önüne çıkan engelleri teker teker ve inanılmaz kolay bir şekilde aşmaya başlıyor.

    İçerisinde milyonlarca zaman (dolar) olan kapıların tüm güvenlik önlemlerine rağmen eldeki tek bir ufak silah ile açılması, açılmadığı yerde kamyonla kapısının kırılması, farklı zaman dilimlerine sahip bölgelere ellerin kolların sallanarak girilmesi, güvenlik sistemlerinin bu kadar kolay iflas etmesi açıklanacak gibi değil. Tabi ki bunda filmin kötü adamlarının karizmadan nasibini almamış üç beş çapulcu olmasının da etkisi büyük. Polis görevindeki zaman tutucuların ise Başlangıç (Inception)'dan araklanmış bir fikir olduğundan (filmi çok sevmememe rağmen) bahsetmeye bile gerek yok. Cillian Murphy'i sahip olduğu tek surat ifadesiyle bu role oturtmak 'arak' kelimesini 'gönderme' olarak değiştirmek için gerekli alt yapıyı sağlamıyor maalesef.

    Bugüne kadar oynadığı filmlerdeki ikincil karakterlerde hiç de fena performanslar sergilemeyen Justin Timberlake'in, Hollywood tarafından artık pek de yetişmeyen 'gişe getirisi garantili aktör' sınıfına sokulmak istenmesi de ayrı bir maceranın konusu. Sosyal Ağ (The Social Network)'daki performansı abartıldıkça abartılan Timberlake, ilk gerçek anlamda başrol sınavını verdiği filmde çok da sırıtmıyor. Uzun bir süredir müzisyen kimliğini ikinci plana atan Timberlake'in kariyer planlamasında sırasıyla Alyssa Milano, Cameron Diaz, Scarlett Johansson ve Jessica Biel ile birlikte olmasının getirilerini yadsımamak lazım. En azından bu açıdan saygıyı hakettiği su götürmez bir gerçek.

    Zamana Karşı, akla zarar diyalogları, senaryo kararsızlıkları, vasat oyuncu performanslarıyla Andrew Niccol'ün belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek patlamasını başka bahara bırakıyor. En başarılı anlarını, kendini bir bilimkurgu sinemacısı olarak tanımlamadığı tek filminde yakalamış bir yönetmenden titreyip kendisine gelmesini istemek en doğal hakkımız.

    Not: Andrew Niccol'un bir sonraki projesi Saoirse Ronan'ın başrolde oynayacağı bir bilimkurgu olacakmış!

    firat_atac@hotmail.com / firatatac.tumblr.com




    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top